|
|
|
 |
|
 |
|
Berrin Delikçi
|
| |
|
Bağımsız
sığınmaevleri
Türkiye'nin yoğun
gündemi içinde kadın sorunları unutturulmaya
çalışılıyor. Sadece, unutturulmakla da kalınmıyor,
var olan hakları da elinden alınıyor. Hükümetin bir
bakanı çıkıyor, kadın hukukçulara, kadın
örgütlerine danışarak çağdaş bir Medeni Yasa
Tasarısı hazırlıyor, diğer bakanı "servet
avcılığı yapılıyor" diyerek tasarıyı
imzalamamakta direniyor. Tasarı orasından burasından
kırpıldıktan sonra zar zor Meclis'e gönderilebiliyor.
Yine
Hükümetin bir bakanı çıkıp, kendisine bağlı
kurumlar için Teşkilatlanma Yasa Tasarısı
hazırlıyor. Diğer bir bakan; bu tasarıyı görmezden
gelerek, sosyal hizmet ve yardım kurumlarını bir
çatı altında toplamak adına kadınların devlet
katındaki tek müdürlüğünü yok etmenin
hesaplarını yapıyor. Kadının Statüsü ve Sorunları
Genel Müdürlüğü 5,5 yıldır teşkilatlanma
yasasının çıkmayışı yüzünden bütçesiz,
personelsiz, büyük bir özveri ile işleri götürmeye
çalışıyor. Bu konuda ilk tepkiyi veren İzmir'deki
kadın örgütlerimizi duyarlılıklarından dolayı
kutlamak gerekir.
Medeni Yasa'dan sonra Türkiye'deki son gündem kadın
sığınmaevlerinin kapanması. Çünkü son 10 yıldır
çok özel uğraşlarla açılan bağımsız birkaç
sığınmaevi, ekonomik ve siyasi nedenlerle kapanmak
zorunda kaldı. Oysa Avrupa Parlamentosu'nun 1986'da
aldığı karara göre, her 10 bin kadın ve kız
çocuğu için bir sığınmaevi açılması zorunluğu
var. Türkiye'de 3 binden fazla sığınmaevi açılması
gerekirken, şu anda gerçek anlamda sığınmaevi yok.
SHÇEK'lerin kadın misafirhaneleri adı altında
açtıkları yerleri ise hiçbir zaman kadın
sığınmaevi olarak görmedim!Uzun yıllardır dileğim,
devlet ve yerel yönetimlerin maddi katkılarıyla Avrupa
ölçütlerinde, yönetimlerinde gönüllülerin
olacağı bağımsız sığınmaevlerinin sayısının
tüm yurtta hızla çoğalması.
|
 |