|
|
|
|
|
 |
|
|
Şenel Ergin
|
| |
|
|
Biz
işimize bakalım
Konca Kuriş'in ölümü
her kadının ilgisini çekiyor, umarım. Bir TV-
ekranında söylendiğine göre, öldürmeden önce
ağzına Atatürk posteri sıkıştırılarak, tecavüz
edilmiş. Daha sonra bu sözler TV-ekranlarında tekrar
edilmedi. Bunun birkaç nedeni olabilir; eğer ilk
verilen haber gerçek ise; mantık çok ilkel:
"Atatürk gelsin ve seni kurtarsın". Bu
ilkellik işe yarasa, yakalanan ve güneş görmüş
margarin örneği yumuşayan hizbullah militanlarına
"tapındığın efendin gelsin ve seni
kurtarsın" denebilir. Ama bu ilkel mantık hiç
birimizi kurtaramaz.Bu olayda önemli olan, tecavüzün
bir işkence aracı olarak kullanılmasının bir kere
daha yaşanması durumudur. Kadınlar bu gerçekliğin
üzerine olanca güçleri ile eğilmeli ve artık bu
durumun "resmi tescili"
yaptırılmalıdır.Tecavüz bir işkence, cinsel taciz
ise bir işkence tehdididir.
Erkek cinsel organını her istediğinde istediği
biçimde kullanamaz: organ mülkiyeti elbette kendisine
aittir ancak kullanımında belirli sınırlamalara
bağımlı kılınmalıdır. Aynen her isteyenin
istediği gibi uyuşturucu alıp içememesi veya bir
tabanca alıp istediğini öldürememesi gibi.Bilindiği
gibi penis üç ayrı işlevi yüklenen bir organ
ögesidir. Bunlar boşaltma, üreme ve haz işlevleridir;
ki bu durumuyla da organ gelişim teknolojisi
açısından bir ilkelliği ifade eder. Çünkü kadın
bedeninde olduğu gibi üç ayrı işlev için üç ayrı
organ parçası bulunacağı yerde, tek bir organ
parçasına üç ayrı işlev yüklenmiştir. Bunlara ek
olarak, bir de işkence aracı olma işlevi yüklenemez.
Erkek'in bunu kendiliğinden keşfetmiş olma durumunda
da, penisin bir insanlık suçu işlenmesinde araç
olarak kullanılamayacağı gerekçesiyle
"yasal" olarak karşı durulur/durulmalıdır.
Yönetimdeki "büyüklerimiz" kendi başlarına
bu düşünce düzeyine ulaşamadıklarına göre,
kadınlar bu konuyu sürekli gündemde tutmak
zorundadır.Sıradan bir erkeğin penisi beyninden daha
önemlidir ve bu durum kendisinin düşünce ve yaşam
evreninde izlenebilir. Sıradan bir erkek beyni yerine,
penisi ve bu organ parçasının etkinliği ile
özdeşleşir; bedensel varlığındaki bir organ
parçasını kimliğinin bir göstergesi düzeyine
yükseltir. Lütfen, şu sıralarda TV'lerdeki fındık
reklam filmini anımsayınız; Türkiye'deki büyük
fındık üreticileri , muhatap tüketici olarak sadece
erkeği ve erkeği de sadece penisinden yakaladılar.
Reklam filmi gerçeği yakalama açısından çok
başarılı.. ancak erkek dünyasının felsefesini
sergilemek açısından da öyle.. Çünkü sadece
tüketici grubu olarak sıradan erkeklerin değil, reklam
yaratıcılarının düşünce evrenini de sergilemekte..
Bunların da erkek olduklarını sanıyorum.; yok eğer
Eril Kültür'de erkekten çok erkekçi olabilen
kadınların işiyse.. çok yanlış bir iş
yapıldığını söylemek isterim. Bu penis bilinci
hiçbir biçimde pekiştirilmemesi gereken bir yanlış
bilinçtir. Bunu yapan kadın sadece lanetlenmelidir.
Söylemek istediklerimi biraz daha plastikleştirmek
istiyorum.Kentlerin bazı alanları, sokakları veya
küçük meydanları (İzmir'de eski haliyle Basmane
Meydanı buna iyi örnektir), kadınların pek
hoşlarına gitmez ve oralarda bulunmaktan kaçınırlar.
Hemen söylenen gerekçe bu mekanlarda kadınların
azlığı, erkeklerin çokluğudur. Aslında fiili
gerçeklik düzeyinde kötü olan bir şey görünmez ve
salt erkek nüfusu da niteliğine bakılmaksızın bir
yerin değerini düşürmez.
Ancak erkek, kendini penisi üzerinden ifade etmeye
başlarsa.. kısaca penisi ile özdeşleşirse.. yüzsüz
dolayısıyla birbirinden farksız irili ufaklı kemiksiz
sütunlar olarak kent meydanlarında dolaşmaya
başlarsa, o meydanların estetik değeri düşer.
Kadınlar kendilerini niteliği düşük bu alanlarda
huzursuz hissederler. Adını koyamadıkları sorunlarla,
nasıl savaşacaklarını bilemedikleri için de alanı
terkederler. Bugün bütün kentlerde kamu alanlarından
aynı gerekçe ile kadınlar çekilmektedir. Sorun
erkeklerin yüzsüz-kemiksiz sütunlar olarak
ortalıklarda dolaşmalarıdır.Bunlar şimdilerde
fındık üreticilerinin nesne-canlıları olarak hedef
kitleleridir.Kadınların elbette yüzsüz-kemiksiz
sütunları erkek durumuna dönüştürme gibi bir görev
yükümlülükleri olamaz. Ancak kendilerine de ait olan
kentsel kamusal mekanları koruma ve bu mekanlara
sahiplenme gibi bir görev yükümlülükleri vardır.
Ayrıca yüzsüz-kemiksiz sütunlar, kendilerine
gerekçesi ne olursa olsun, saldıramaz. Saldırabilme
durumunun koşullarıyla da savaşmaları gerekmektedir.
Kısaca, yüzsüz-kemiksiz sütunlara yaşam evrenlerinin
dar sınırları çizilmeli ve kendilerine eylemsel ve
"yasal" yollarla bildirilmelidir. Bence,
Feminizm ile şu veya bu biçimde ilgilenen kadınların
gündemlerindeki önemli konulardan biri bu olmalıdır;
hem de konuyu doğrudan eğitime bağlamadan.Evet..
Hükümetin gündemi ne olursa olsun, biz işimize
bakalım. Yüksek Öğrenim Kurumlarındaki kurumiçi
disiplin yönetmeliklerinde bir işkence tehdidi olan
cinsel taciz suç olarak hala tanımlanmadığına ve
üstüne sicil afları da getirildiğine ve bu aftan
yararalanmak isteyen saygıdeğer hocalarımızın geri
dönme isteğini belirten dilekçelerini usul usul
rektörlüklere ulaştırmaya başladıklarını
düşünürsek; bu işkence tehdidi olasılığına
karşı kendimizi ve öğrencilerimizi korumanın
yollarını da bulacağız demektir
|
 |