BAĞIMSIZ SİYASİ KADIN GAZETESİ YIL:3 SAYI:16 ŞUBAT-MART 2000 ISSN-1302-4566  







 



 
Tülay Özüerman

   



Özeleştiri

8 Mart yaklaşıyor. Kadına siyasal yaşamda simgesel roller veren sistem, 5 Aralık ve 8 Mart etkinlikleriyle simgesel düzeyde besleniyor, hem de bizzat kadınlar tarafından. Yine çeşitli toplantılar düzenlenecek, faaliyetler bir hafta içersine sıkıştırılacak; hala Meclis'te yeterli kadın temsilci bulunmadığından söz edilecek. Belki de bu kez, ilk Meclis'te ki 18 rakamını geçtik diye umutlu tablolar çizenler bile olacak.

5 Aralık ve 8 Mart'a sıkıştırılan kadın hakları arayışı. Süreklilik, kararlılık, ısrar bu tarihlerde yoğunlaşıyor; bir de seçim öncesi süreçlerde. Oysa hiçbir seçim son dakikada kazanılmadığı gibi, hiçbir hak da sızlanma ve yakınmalarla yaşama geçirilemez.

Kadın hakları, insan hakları alanında sosyal, hukuki, siyasal, ekonomik, kültürel... tüm yaşam kesitlerinde sorgulanmayı hak edecek ölçüde geniş bir alanda geri statüdeki yerini koruyor. Bir anlamda insan hakları deyince, önce kadının eşitlik hakları geliyor.Türkiye'nin insan hakları karnesinde eksileri hayli kabarık. Bu eksilerden en fazla nasiplenenin kadınlar olduğunu kim inkar edebilir? Kadınların bu alanlardaki geri statülerini değiştirebilmeleri için siyasal haklar alanındaki boşluğu doldurmaları şart.

Buradaki boşluğun doldurulması kadro hareketiyle yürütülen örgütlenmelerden çok, kitle hareketini gerektiriyor. Kitleyi harekete geçirmek hiç de kolay değil. Herşeyden önce var olan örgütlerarası iletişim ağının ve koordinasyonun kurulması ve sağlıklı işletilebilmesi gerekiyor. Ka.Der bu anlamda umut verici bir başlangıç yaptı; ancak kendi çapında isim yapmış, mesleklerinde belli yerlere gelmiş kadınların birbirleriye koordinasyon kurduğu bir kadro hareketi olmanın ötesine geçemedi. Zaten isim yapmış olan kadınlar, Ka.Der sayesinde gündemdeki yerlerini korumuş oldular. Siyasetle ilgilenmeyen, bilgisi olmayan asıl hedef kitleyi motive edecek projeler oluşturulamadı.

Kendisini siyasete taşımak isteyenlerin kulübü işlevini gördü. İletişim, işbirliği, koordinasyon, bilgi aktarımı gibi konularda halen bir boşluk var. Çünkü toplum olarak organize olmak konusunda yeterince deneyimli ve bilgili değiliz. Bu yüzden örgütler genelde kendisini biryerlere taşımak isteyenler için çok daha yararlı olurken, örgütün oluşma amacını gerçekleştirmede yetersiz kalıyor. Diğer bir deyişle, kurumsallaşma bilincinin yokluğu, kurumu değil, kişiyi ön plana çıkarıyor. Tek tek kişileri yetkin kılan düzen, devşirme seçkinler marifetiyle yönlendirildiğinden kitlesel amaçlar gecikirken kişisel amaçlar hedeflerini kolaylıkla bulabiliyorlar. Kadın hakları mücadelesinin ivmesinin yavaşlığı ve kadının statüsündeki marjinal dönüşümü biraz da bu çerçevede; yani, eş, dost, ahbap, tanıdık marifetiyle yürütmeye çalıştığımız örgütsel ilişkilerimizde sorgulamalıyız. Kanımca bu konuda geç bile kaldık...

21. Yüzyıl Edebiyatına hayli teslim olmuş Türkiye'nin yeni yüzyılı kucaklarken acıtırcasına bir özeleştiri yapması gerekirken; toz pembe tablolar çizilmektedir. Pek çok alandaki gecikmişliğimizi pekiştirmekten ve umut tacirlerine, yani kişilere endeksli yönetim anlayışını sürdürmekten öteye bir anlam taşımayan bu çerçevede kadınlar da var. 8 Mart'larda gelin artık bu gibi sorunlarımızı nasıl aşabileceğimizi konuşalım. 8 Mart hepimize kutlu olsun; yılın diğer günlerini de bu sürecin etkinlikleriyle doldurabileceğimiz bilinç düzeyine erişebilmemiz dileğiyle...



 
 

1391 Sok.No 4/201. 35220- Alsancak/ İZMİR
TEL: 0232.463 63 00 Pbx. Fax. 0232.463 53 03

http://www.kazete.com.tr kazete@kazete.com.tr