BAĞIMSIZ SİYASİ KADIN GAZETESİ YIL:3 SAYI:17 NİSAN-MAYIS 2000 ISSN-1302-4566  







 


 
  Fatma KARAKOÇ  


     

Kadınların özgürlük ve eşitlik mücadelesi

Tarihsel süreç içinde kadının toplumdaki yeri ve statüsü biyolojik özelliklerinin doğal uzantısı olarak görülmüştür. Buna bağlı olarak kadınlara erkeklerden farklı bir takım roller ve görevler atfedilmiştir. Cinsiyete dayalı işbölümü bu eşitsiz yapıyı günümüze dek korumuştur.
Bu belirleme sonucunda toplumlarda ev içi sorumluluklar kadına, ev dışı sorumluluklar erkeğe devredilmiş, böylece özel alana hapsedilen kadınlar, aile içi görevlerini asli görevleri olarak içselleştirmişlerdir. Ancak kadın, sıkışıp kaldığı bu oldukça dar alanda hem kendisine biçilen toplumsal cinsiyet rolünü ve düşük statüyü hem de topum içindeki yerini sorgulamaya başlamıştır. Kadın hakları mücadelesi, özellikle 1970'lerden sonra toplumun çeşitli katmanlarına yayılmıştır.
20. yüzyılda dünyada ve ülkemizde, yaşanan sanayileşme, kentleşme, nüfus artışı, okullaşma, haberleşme ve ulaşım imkanları, demokratikleşme, modernleşme gibi süreçlerin hızlı gelişimi toplumun sosyal ve kültürel yapısında da değişime yol açmıştır. Başka bir deyişle bu gelişmelerden sosyal yapıların ve kurumların işlevleri büyük ölçüde etkilenmiştir. Toplumun temeli kabul edilen kurum olarak ailenin yapısı ve işlevleri de bu değişimden payını almıştır.
Bu gelişmeler doğrultusunda kadınlar aile grubu (özel alan) dışında, sadece cinsiyetine değil bir birey olarak yeteneklerine ve becerilerine dayalı roller üstlenebileceği alanlarda yer alma talebinde bulunmaktadır. Günümüzde kadınlar ev dışına çıkıp, ekonomik, ticari, kültürel birçok faaliyette rol almış, yeteneklerini ıspatlamıştır. Ancak bu ev içi sorumluluklarının boyutunu hemen hiç değiştiremeden gerçekleşmiştir. Yani, kadınlar bir değişimi yaşarken onların karşısındaki erkekler, kocalar, babalar, erkek kardeşler bu değişim sürecinden etkilenmemiş, kadın artan sorumluluklarıyla başetmede sıkışmış, daha çok emek ve güç harcamak zorunda kalmıştır.
Bugün geldiğimiz nokta göstermektedir ki, kadınların hak arama mücadelesi ve kendilerini gerçekleştirme çabaları salt kendi sorunları olarak kabul edildiği sürece, çifte yükümlülük altında ezilmeye devam edeceklerdir. Bu nedenle kadınlara yönelik eşitlikçi politikalar günümüzde bu alandaki sorunların tespit ve çözümünde erkeklerin de katılımını gerektirmektedir.
Kadınlar, 20. yüzyılda kamusal alana çıkarken erkekleri ve toplumu bir ölçüde ikna etmişse de ev içi sorumluluklarını paylaşma konusunda başarılı olamamışlardır. Bu aslında, toplumun kadını kamusal alanda görmek istediği ile birlikte geleneksel bakış açısının halen değişmemiş olmasının bir çelişkisini sergilemektedir.
Sonuç olarak bugüne kadar kadınların elde ettiği haklar toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasına yeterli olamamıştır. Bu alandaki mücadelelerinde, kadınlar yaInız kalmamalı, kadının statüsünün yükselmesi, toplumun gelişmesinin ön şartı olarak kabul edilmeli, kadın- erkek, kamu-özel bütün kesimlerin bu bilinçle üzerine düşeni yapması gereklidir.
.

 

 
 

1391 Sok.No 4/201. 35220- Alsancak/ İZMİR
TEL: 0232.463 63 00 Pbx. Fax. 0232.463 53 03

http://www.kazete.com.tr kazete@kazete.com.tr