|
|
|
 |
|
 |
|
Huriye Şükran KURUOĞLU
|
| |
|
Medya ve kadın
Merhaba, Bundan böyle bu
köşede kadının medyada yer aldığı durumlar
üzerine görüşlerimi sizlere aktarmaya
çalışacağım. Elbette son yılların çok moda
kavramı olan medya, çok geniş bir alanı kapsıyor.
Duvar ilanlarından gazeteye, televizyondan dergiye,
kitaptan, sinemaya oldukça geniş olan bu yelpaze
içinde kadın "ne şekilde" ve niçin "bu
biçimlerde" yer alıyor konularındaki
düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Bundan
sonraki sayılarda daha çok tek tek örnekler üzerinde
duracağız. Ancak tek tek konular ve örneklere girmeden
önce neden "medya ve kadın" başlığına
gereksinim duyulduğuna bir açıklık getirmenin
yararlı olduğunu düşünüyorum.
Hepinizin de bildiği gibi herhangi bir dönemi
incelemenin yollarından biri o döneme ait
kalıntıları incelemektir. O döneme ait kalıntıları
incelediğiniz takdirde, o yıllara ait yaşam biçimi
konusunda bir fikre sahip olursunuz. Herhangi bir gazete,
dergi, sinema ya da televizyon, yani kısaca medya
diyebileceğimiz kanallar aracılığıyla o ülkenin
günümüzde ya da ilgili döneme ait yıllara ait
düşünce ve davranış kalıplarını anlamamız
mümkündür. Bu anlamda da hem bir ülkede hakim olan
genel zihniyeti, hem de bu doğrultuda herhangi bir
konuya bakış tarzını anlamanın en iyi yollarından
birinin de "medya" yı inceleyerek
öğrenebiliriz.
"Medya" kavramının içinde barındırdığı
araçların, düşünce ve davranış kalıplarını
yaygınlaştırma ve pekiştirme konusunda oldukça
güçlü bir etkinlikte olduğu bilinen bir gerçektir.
Bu anlamda da konuları medya merceğinden bakmanın
doğruluğu ortadadır. Bir ülkedeki hakim ideoloji ne
olursa olsun yönetim, çeşitli kanalları kullanarak o
ideolojiyi ve o ideolojinin getirdiği yaşam
biçimlerini enjekte eder insanlara... Bu kanallar bazen
bir eğitim kurumunda verilen derslerin içeriğinde,
bazen de devletin çeşitli resmi organlarında, ve en
çok da kısaca medya adı verilen çeşitli kitle
iletişim araçlarında yer alan binlerce açık ve
örtük mesajlar aracılığıyla yansır bize...
Günümüze baktığımızda ise önümüze çıkan tablo
şudur: Ülkemizde onca sayısız televizyon kanalı
olmasına karşın bazı küçük farklarla hepsi de
adeta tek bir ses ve tek bir yürek halinde uzun
yılların birikim ve dayatmalarının sonucu olan aynı
ideolojinin yansımalarındaki ürünleri sunmaktadırlar
bizlere... Şu çok uzun yıllardan beri bizlere
öğretilen ve sürekli olması gerektiği şırınga
edilen düşünce ve yaşama tarzını... Yani kadının
sadece "iyi eş" ve "iyi anne"
olması gerektiği şeklindeki düşünce ve davranış
biçimlerini ve bunların oluşturduğu ve yaşam
tarzını...
Kadının "özel alan" dediğimiz
"ev" lerden "kamusal alan" olarak
adlandırılan özel veya resmi, iş veya eğlence
alanlarına çıkması çok kolay olmamıştır. Bu
alanlara geçişte bir takım sancılar yaşandığı
gibi bu süreci herşeye rağmen aşabilen kadınlar da
sayısız sıkıntılar ve çatışmalar yaşamaktadır.
Yaşanan çatışmaların temeline baktığımızda ise
bu sorunsalın yer aldığı görülmektedir.
Günümüzde kadının "modern kadın" olarak
yansıtıldığı "gibi görünen" pek çok
mesaj bile incelendiği zaman, altından o hep bilindik
anlamları taşıyan mesajlar çıkmaktadır. Tüm bu
mesajların içinde hiç mi istisnalar yer
almıyor....Elbette çok nadir de olsa bu tarz örnekleri
görüyoruz. Yeri ve zamanı geldiğinde bu tür
örneklere de gireceğiz.
İşte biz bundan böyle bu köşede başta televizyon
olmak üzere her tür kitle iletişim aracında yer alan
açık ve örtük, kadına yönelik her tür mesajın yer
aldığı reklam, program ve haberlerden örnekleri ele
alacak, sorgulayacak ve tartışacağız.
Bu konularda bizimle düşüncelerini paylaşmak isteyen
sevgili okurlarımızın da mektup, telefon ve
fakslarını bekliyoruz. Önümüzdeki sayıda birkaç
reklam örneğinde birlikte olacağız. Özgürce
kalın.... Sevgiyle kalın...
|
 |