BAĞIMSIZ SİYASİ KADIN GAZETESİ YIL:3 SAYI:18 HAZİRAN-TEMMUZ 2000 ISSN-1302-4566  







 
"Kadına Yönelik Şiddet ve toplumsal boyutları" work-shop’da tartışıldı

"Alo şiddet" hattı açılsın

  İzmir'de iki gün süren toplantıda. kadına yönelik şiddet ve toplumsal boyutları her yönüyle tartışılarak çeşitli öneriler geliştirildi

Ege Kadın Dayanışma Vakfı ile Heinrich Böll Vakfı’nın düzenlediği ‘Kadına yönelik şiddet ve toplumsal boyutları, önlenmesi ve yükümlülükler’  konulu  atölye çalışmalarının  sonuç bildirgeleri açıklandı.

Psikoterapist Pınar İlkkaracan’ın  ‘Kadına yönelik Şiddet ve Toplumsal Boyutları’,. Avukat Canan Arın’ın ‘Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi ve Yükümlülükler’, DPT Uzmanı Nazik Işık’ın ‘Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesinde Özel Bir Yeri Olan Danışma Merkezleri ve Kadın Sığınakları’ konusunda görüşlerini açıkladığı toplantıdan sonra  yapılan grup çalışmalarında  şiddet tüm yönleriyle ele alındı.

Üç ayrı grubun atölye çalışmalarıyla ilgili sonuç bildirgeleri  geçtiğimiz günlerde Ege Dayanışma Vakfı Başkanı  Avukat Sema Pekdaş tarafından kamuoyuna açıklanırken,  kadına yönelik şiddetin kökünün kazınmasında  uluslararası sözleşmelerin uygulanması,  bu çerçevede iç  hukuk düzenlemeleri ile ilgili yasalarda değişiklik yapılması, kurumsal yapıların oluşturulması, kadının insan hakları konusunda eğitim, propaganda  v.b. çalışmalarının  yapılması gerektiği bildirildi. Ayrıca,  kadına yönelik şidteti önlemede özel bir  yeri olan danışma merkezleri ve kadın sığınaklanının  sayılarının hızla arttırılması,   bu kurumlara özerk ve bağımsız yapı kazandırılarak psikolojik destek, sağlıklı barınma, güvenlik, meslek edindirme  gibi konularda işlevselliklerinin arttırılmasının önemi vurgulandı.

Sonuç bildirgelerinde, ‘Alo Şiddet’ hattı gibi ücretsiz telefon hattı kurulması,  polis okulları başta olmak üzere her düzeydeki öğrenim kurumlarında ‘Kadının İnsan Hakları ve Kadını Yönelik Şiddet’ konularında ders programlarına yer verilmesi, şiddet mağduru kadınlara ve çocuklarına sağlanacak sosyal yardımların arttırılması, görevi gereği şiddet mağduru kadınlara hizmet sunan polis, savcı, yargıç, avukat ve sağlık elemanlarına yönelik hizmet içi eğitim niteliğinde özel eğitim programlarının hazırlanması, medyada kadını aşağılayan cinsiyet yaklaşımını öne çıkaran ve kadına yönelik şiddeti körükleyen programların tespit ve teşhiri için ‘medya izleme komitesi’ oluşturulması’nın yanısıra alternatif programlar yayınlanması için  medyaya  kadın örgütleri olarak baskı yapılması önerildi.

HUKUKSAL ÖNLEMLER

Medeni Yasa değişikliği  ve Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü’nün yasal  düzenlemeye kavuşturulması için yeni kampanyalar başlatılması, Aile Mahkemelerinin kurulmasının gerekliliğine  işaret edilen sonuç bildirgelerinin  hukuksal önlemler bölümünde ise yapılması gereken düzenlemeler şöyle özetlendi:

Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Uluslararası Sözleşmesi ( CEDAW) Ek Protokolünün imzalanması için çalışmalar  yapılmalıdır.
CEDAW’a  ülkemiz tarafından daha önce konulan  çekinceler kaldırıldığından, bu sözleşmenin bundan böyle görülen davalarda da uygulanması sağlanmalı, bu konularda uluslararası mahkemelerde dava açmak üzere çalışmalar yapılmalıdır.
Siyasi Partiler, Sendikalar ve Dernekler yasaları başta olmak üzere tüm yasalarda yapılacak değişikliklerle, seçimle gelinen tüm karar mekanizmaları için her iki cinsiyetinde yüzde 33’ten aşağı olmamak üzere temsil edilmesi sağlanmalıdır.
4320 Sayılı Ailenin Korunmasına Dair Yasa Değişikliğine ilişkin  Mersin 2. Kadın  Sığınıkları Kurultayı’nda metnin aynen benimsenerek, değişikliğin bir an önce yapılmasını sağlamak üzere çalışma yapılmalıdır.
Medeni Yasa, Ceza Yasası, Usul Hukuk Yasası, Cesa Usul Yasası, Siyasi Partiler Yasası, Sendikalar Yasası, Dernekler Yasası, Ailenin Korunmasına Dair Yasa vb yasalarda değişikliklerin yapılması için çalışılmalıdır.
Kadına yönelik şiddet uygulanması sonucunda açılacak ceza davalarında, yargılama sonucu verilen kararların paraya çevrilmesi ve ertelenmesi önlenmeli.
Töre cinayetlerinde verilecek ceza açısından indirimler kaldırılmalı.
Şiddet uygulayacıları aleyhine açılacak ceza davalarının tümünde şikayete bağlı  olma şartının aranmaması ile bunlara verilecek cezaların yanısıra eğitim programlarına tabi tutulmaları hususları tartışmaya açılmalıdır.
İşkence ve kötü muameleye karşı önlem olarak Sağlık Bakanlığı’nca düzenlenmiş  olan gözaltındakilere muayenede zorunlu kullanılan Adlı Tıp Formu gibi Kadına Yönelik Şiddeti belgeleyecek özel tip ‘Adli Tıp Formu’ düzenlenmelidir.

Bildirgelerde ayrıca aile içinde ve dışında şiddetin pek çok türüne (fiziksel, cinsel, ekonomik, manevi) maruz kalan kadının karşısına çıkan çıkmazları, ortadan kaldırmak için, adalet, sağlık ve eğitim sistemimizde, polis uygulamalarında reformlar yapılmasının şart olduğu vurgulandı. Yabancı ülkelerde, şiddet gören kadının psikolojik danışman ya da sosyal hizmet uzmanı ile görüştürüldüğü, çözüm yolları önerilerek, haklarının hatırlatıldığı ve korumaya alındığı açıklanırken, ülkemizde polisin bile bu tür olaylarda (dayak ve tecavüz gibi) çoğu kez zabıt bile tutmaması, ‘hastane polisinin yalnızca öldürme, yaralama gibi olaylarda gündeme gelmesi eleştirildi.

Şiddete karşı kampanya

2000 Yılı Küresel Kadın Yürüyüşü Platformu’nun İzmir’de başlattığı kampanyada toplanan imzalar, BM Genel Sekreterliğine verilecek

Türkiye’de KESK’in öncülüğünde gerçekleştirilen 2000 Yılı Küresel Kadın Yürüyüşü İzmir İl Kadın Platformu’nun, cinsiyet ayrımcılığını, yoksulluğu ve kadınlara uygulanan şiddeti protesto amacıyla 27 Mayıs’ta başlattığı imza kampanyası sürüyor.

Platform Sözcüsü Seher Bülbül, ‘2000 yılı Dünya Kadın yürüyüşü, dünyanın her yerinde neo-liberal kapitalizmi ortadan kaldırarak, ulusal ve uluslararası toplumsal hareketlerin ve kadınların alternatif önerilerine dayanmayı ve yeni bir sistem yaratmayı hedeflemektedir’ dedi.

17 EKİM’E KADAR SÜRECEK
2000 yılı Dünya Kadın Yürüyüşü   Platformu Dünya Koordinasyonu’nun tüm dünyada yoksulluğa, kadına yönelik şiddete ve savaşa karşı barış istemlerinin ifade edildiği eylem ve etkinliklerin 8 Mart’da başlatıldığını hatırlatan  ve 135 ülkeden 2 bin 600 kadın grubunun sürdürdüğü etkinlikler içinde imza kampanyasının da yer aldığını bildiren Bülbül,  İzmir İl Kadın Platformu olarak  kampanya süresince toplanan imzaları BM Genel Sekreterliğine göndereceklerini açıkladı.  2000 yılı dünya kadın Yürüyüşü’nün 17 Ekim’de New York’daki Birleşmiş Milletler binası önünde gerçekleştirilecek yürüyüş ve miting ile sona ereceğini kaydeden Bülbül, şunları söyledi:

‘Kadınlar yoksulluğu ortadan kaldırmak ve yeryüzünün servetinin zenginlerle yoksullar, erkeklerle kadınlar arasında adil dağılmasını sağlamak, kadına yönelik şiddeti ortadan kaldırmak ve erkeklerle kadınlar arasında eşitliği üst noktaya çıkarmak için  (Yürüyüş için 2000 iyi bir neden) sloganını bu mitingde haykıracaklardır. Çünkü üçüncü bin yılın şafağında , çoğunluğu kadınların ve çocukların oluşturduğu dört milyar insan yoksulluk çizgisinin altında yaşarken, eşitsizliklerin değişik biçimde hüküm sürmesi, bir avuç mutlu azınlığın dünya servetinin büyük çoğunluğuna el koyması, eşitsizliğin giderek derinleşmesine, kök salmasına neden olmaktadır. Bizler bu eylemlerimizle kadın, erkek, zengin, yoksul ayrımına son vereceğimize inanıyoruz. Bu konuda kadın örgütleri olarak Birleşmiş Milletler’e baskı yapmaya  devam edeceğiz.’




 
 

1391 Sok.No 4/201. 35220- Alsancak/ İZMİR
TEL: 0232.463 63 00 Pbx. Fax. 0232.463 53 03

http://www.kazete.com.tr kazete@kazete.com.tr