| BAĞIMSIZ SİYASİ KADIN GAZETESİ YIL:3 SAYI:17 NİSAN-MAYIS 2000 ISSN-1302-4566 |
|
Hiçbir şey şiddeti haklı gösteremez. Oysa şiddet yaşamımızın bir parçası oldu. Tek neden eğitimsizlik ya da cehalet sanılır; oysa eğitim tek başına insanlardaki kin, nefret, hırs, bencillik, kıskançlık, çekememezlik, kendine güvensizliğin şiddete yol açmasını önleyemiyor. Eğitilmiş/cahil, kadın/erkek ayrımı tanımadan şiddete yönelik görünümler sergileyen toplumun genelinde de, özelinde de tartışmacı ve eleştirel kimlik ön planda geldiği için uzlaşma giderek uzaklaşan bir ideal ve uzlaşmacı kimlik oluşturma çabası anlamsız kalıyor. Herkes her şeyi eleştiriyor; kendisinin ötesindeki her şeyi eleştirel süzgeçten geçirme eğilimi yaygınlaştıkça çatışmacı kimlik pekişirken, kendisine benzemezlere karşı öfke ve kin gibi duygular yöneltiliyor. Farklılıklarla birlikte yaşama, ötekinin hakkına saygı, ötekinin varlığını çatışma nedeni değil de, uzlaşma nedeni görme eğilimi geliştirilemedikçe uyumsuzluk ve diyalog ötesi arayışlar belirginleşiyor. Tüm Türkiye çatışıyor ve çekişiyor. Paylaşılamayan çoğu kez rant. Ancak özneline indiğinizde rantın ötesinde pek çok neden bulabiliyorsunuz. Tüm bunlar kayıp hanemize yazılırken, değişme ve gelişmedeki gecikmişliğimizin de temel nedenlerini oluşturuyorlar. Enerjimizi yakınımızdaki ile çekişmeye ve ona yönelik kıskançlıklarımıza yöneltirken, fazla uzağımızda olmayan bir yerlerde aleyhimizdeki gelişmelere katkımızı göremiyoruz. Hem içte, hem de dışta yeterince güçlü olamayışımızın nedenlerini kendi içimizde, ben ve biz söylemlerinde arama akıllılığını göstermeye başlayacağımız süreç, kısır çekişmelerin yol açtığı kaybı görmemizle birlikte başlayacaktır. Oysa öyle bir kısır çekişme ağı geliştirilmiş ki, bir şekilde bunun dışına çıkmış olanlara karşı aşırı bir tepkiyle yüklenerek onu da kendine benzetmeye çalışma eğilimleri şiddetle yoğrulmuş şekilde karşınıza sık sık çıkabiliyor ve iyi, doğru ve güzel bildiğiniz herşeyi yok edemese de; kötü, yanlış ve çirkini bir şekilde yaşamınıza eklemlendirebiliyor. Nedir paylaşılamayan? Kocaman bir hiç... Hiç olmayı içlerine sindiremeyenlerin, yetersiz ve yeteneksizlerin yarattıkları şiddet yazık ki azalmıyor; hatta aşırı hırsları geliştiren rant ekonomisinin kıskacında tüm değerleri yok edercesine yaygınlaşırken düzeysiz ilişkileri yoğunlaştırıyor. Parlementodan tutunuz, eğitim sektörüne varıncaya dek, toplumun tüm kesitlerinde karşınıza çıkabilen bu tür sağlıksız eğilimli kimlikler toplumu yozlaştırıcı etki yaparken, kurumlar zedelenmekle kalmıyor, kurumsallaşmadaki sıkıntıların aşılmasını da güçleştiriyor. Yazık ki toplumda kurum bilinci yok ve oluşturulması hiç de kolay görünmüyor. Bir kurumda yer almak ve tutunabilmek ancak inandığınız değerleri savunmadığınız, sustuğunuz, haksızlıklara göz yumduğunuz sürece mümkün olabiliyor. Ya inandığınız ve savunduğunuz değerler varsa?. Susmayacak kadar cesur ve haksızlıklara karşı tahammülsüzseniz?. Ve üstüne üstlük onurunuz her şeyden üstünse?. Ancak onurunuzun izin verdiği çizgiye kadar mücadele edebilirsiniz. Gelin bu tabloda değişin ve değiştirin?!.. Çirkinlikler ve çirkin kimlik taşıyanların giderek marjinallikten çıkıp potansiyel oluşturmaya başladıkları süreçte, topluma birşeyler katma mücadelesi verenlerin bu çabaları yazık ki anlamsız kalıyor..Bu kimlikler yazık ki her yerde, toplumun tüm katmanlarında hemen her gün karşımıza çıkıp bizden bir şeyler alıp götürürlerken, onlara karşı hiçbir şey yapamadığımız gibi; iyi, doğru ve güzel bildiklerimizi savunabileceğimiz bir zemin bulamaz oluyoruz. Çirkin kimlikler yolumuza bazen bencillik, bazen hırs, bazen kıskançlıkla çıkabiliyor. Hepsinin ortak özellikleri çıkarları için hiçbir engel tanımaz oluşları, onlar için yalnızca bencil hedefler var. Değerler, onur, saygı, sevgi ve paylaşma,... hiçbir şey hedeflerinden daha üstün değil. Bunlar kim mi? Etrafınıza bir bakın, eğer uğrunda mücadele etmeye değer idealleriniz varsa, mutlaka sizin de, sizi hedef alan en azından bir terminatörünüz vardır. |
|||||
|