|
|
Siyasi
Parti Liderleri kotayı değerlendirdi
Kadınlara
politikada eşit temsil hakkının önünü açmak için birçok ülkede araç
olarak kullanılan "cinsiyet kotası"yla ilgili KAzete'nin Haziran ayında
başlattığı tartışma; siyasi partilerin genel başkanlarının görüşlerini
açıklamalarıyla devam ediyor.
Yazının devamı

İslam
ülkelerinde kadına özgürlük
Kadının ezilmişliği konusunda Arap ve Fars ülkelerini sert
bir dille uyaran Mehmet Nuri Yılmaz, Türkiye'nin bazı bölgelerinde de
kadınlara eşit davranılmadığını açıkladı.
İslamda kadının yeri uzun yıllardır tartışılırken bu tartışmalar, Diyanet
İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz'ın Arap ve Fars ülkelerinde İslam
hükümlerinin örf ve adetlere göre değiştirildiğini, kadın-erkek eşitliğinin
bozulduğunu, bu nedenle "kanlı ya da kansız, demokrasinin mutlaka geleceğini"
açıklamasıyla yeni boyut kazandı.
Yazının devamı

İslam
toplumunda kadının durumu
İslam
ülkelerinde kadın yasaklar zincirinin kölesi durumunda. Bu yasakları
aşabilmek ve kamusal alanda da kendilerini kabul ettirebilmek için 26
İslam ülkesi ve toplumunda kadınlar dayanışma ağı kurdular.
Yazının devamı

İslami
gençlik tabuları yıkıyor
Bundan
yaklaşık on yıl önce diğer yaşıtlarından kesin çizgilerle ayrılan islami
gençlik, hızlı bir değişim sürecine girdi. Değişimin içindekiler kadar
dışındakiler de durumun şaşkınlığını yaşıyor. İslami gençlik, bir zamanlar
"olmazsa olmaz" denilen tabuları yıkıyor. Tesettürlü genç kızlar, batı
müziğinin en uç noktası olan metal müzikten zevk alıyor hatta grup kurarak
bu tarzda müzik icra ediyor.
Yazının devamı

Bu ayıp Türkiye'ye yeter
Birleşmiş Milletler
tarafından 5-9 Haziran tarihleri arasında New York'ta gerçekleştirilen
"2000 yılı Dünya Kadın Konferansı"nda Türkiye'nin erkek bakanla temsil
edilmesi, Kadın ve Aileden Sorumlu eski Devlet bakanı Işılay Saygın
başta olmak üzere kadın örgütlerinin tepkisine yol açtı.
Yazının devamı

Etekli erkekten 'maço'
suçlaması
 |
8
Mart Dünya Kadınlar Günü'nde etek giyerek kadınlara yapılan haksızlıkları
protesto eden Çanakkale Belediyesi'nin 23 yıllık İdare Amiri Hüseyin
Erdoğan (45), 'sakıncalı memur' kabul edilerek, başkanlık katındaki
odasından çıkarılarak belediye tamirhanesine gönderildi. Makam odasının
taşınmasında 'etek eyleminin' değil, başka nedenlerin etkili olduğunu
savunan Erdoğan, CHP'li Başkan İsmail Özay'la bir sorunu bulunmadığını
belirterek 'Başkanla kadın hakları konusundaki düşüncelerimiz aynı.
Eğer bir seçim olsa yine oyumu Sayın Özay'a veririm' diyor.
Evli ve iki çocuk babası Erdoğan, KAzete'ye açıklamasında haksızlıklara
tepki göstermekten geri durmayacağını vurgulayarak, kadınların evde,
işte, sokakta erkeklerle eşit olması gerektiğine ve etek eylemini de
bu yüzden gerçekleştirdiğine işaret ediyor. Lise mezunu Erdoğan, Ziraat
Bankası'ndan emekli eşinin 'eyleminden' dolayı kendisine saygı duyduğunu
ifade ederek 'Eşim bana sık sık sen beni ezmiyorsun ama zaman zaman
haklı olduğum konularda ben seni eziyorum diyerek gönlümü alır' diyor.
Kadın hakları konusunda eşiyle birlikte ortak bir mücadelenin içinde
olduklarının altını çizen ve kendisi için eşcinsel yakıştırmalarına
gülüp geçen Erdoğan, cinsiyet eşitliği konusunda erkeklerin de mücadelenin
içinde olması gerektiğini kaydederek 'Ama ne yazıkki erkeklerimiz kadar
bazı kadınlarımız da maço. Etek giydim diye erkekler kadar kadınlardan
da tepki aldım. Eğer kocam olsaydın birgün durmaz seni boşardım, diyen
kadınlar oldu. Hani bugün eteğini giymemişsin, diye sataşanlar var.
Hiçbirini önemsemiyorum. Cinsiyet ayrımcılığına karşı mücadelenin kadın
erkek elele örgütlü verilmesi gerektiğine inanıyorum. Bu 8 Mart'da etek
giydim, önümüzdeki 8 Mart'da kamuoyunun dikkatini çekecek daha farklı
bir eylem ortaya koyacağım' diye konuşuyor.

"Kur'an
yeniden yorumlansın"
Diyanet
İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz'ın İslam ülkelerinde kadının ezilmişliğini
dile getirmesi, kadın hakları savunucusu örgütlerden büyük destek gördü.
Kadİn hareketinin öncüleri, İslam ülkelerinde Kur'an-ı Kerim'in erkek
gözüyle yorumlanması nedeniyle kadının aşağılandığını kaydederek, Kur'an
yanısıra İslam kültürünün gelişmesinde önemli yeri bulunan tefsir, fıkıh
ve hadis alanındaki eserlerinde gözden geçirilerek günün koşullarına
ve gereksinmelerine yanıt verecek biçimde yorumlanması gerektiğini savundular.
Yazının devamı
|
 |

‘Kadının
ezikliğinin nedeni ekonomik’
İsveç
Sosyal Demokrat Partisi'nin Türk asıllı milletvekili ve Parlamento Adalet
Komisyonu Üyesi Yılmaz Kerimo, Türkiye'de kadın-erkek eşitliği konusundaki
kanunlarda bir eksiklik bulunmadığını belirterek, "Sorun, yaşam standartlarının
düşük, kadının ekonomik bakımdan erkeğe bağımlı olmasından kaynaklanıyor"
dedi.
Kerimo,
CHP Kadın Kolları'nca, İstanbul İl Merkezi'nde düzenlenen "Sosyal Demokrasi
ve Kadın Hakları" konulu panelde yaptığı konuşmada, İsveç Sosyal Demokrat
Partisi'nin, eşitlik, özgürlük ve dayanışma ilkeleri üzerinde kurulduğunu
bildirdi. Kadın hakları konusunda İsveç'in geçirdiği tarihi süreç hakkında
da bilgi veren Kerimo, İsveç kadınlarının seçme hakkını 1920 yılında
kazandığını hatırlattı.
Yazının devamı

| TÜRKİYE'NİN
KOTA TALEBİ BİLDİRGEDE GEÇİŞTİRİLDİ |
"Pekin+5"
sürecinin değerlendirildiği New York'taki "Kadın 2000" toplantısında
"G 77" olarak tanımlanan gelişmekte olan ülkeler, AB ülkeleri Juskanz
ülkeleri (Japonya, ABD, Kanada, Yeni Zelanda, İsviçre, Güney Kore,
Norveç, Liechtenstein) ayrı ayrı temsil edildiler. Türkiye ve Meksika
ise gruplarla birlikte hareket etmedi. İran'ın fiilen başını çektiği
bir kısım Arap ülkeleri pek çok konuda Vatikan ile birlikte davrandı.
Türkiye bu grupların da dışında kaldı.
Sivil kadın örgütlerinin temsil edilmemesi nedeniyle Türkiye'nin
1995'teki Pekin Konferansı'ndaki performansını sergileyemediği belirtilen
New York toplantısında, kadına yönelik şiddet ve istismarla ilgili
önemli adımlar atıldı. Eğitim, sağlık, yoksulluk, globalleşme sorunları
ile ilgili kararlar alındı.
Arap ülkelerinin dolaylı baskısını üzerinde hisseden Türk delegasyonu,
kadının politikadaki yeri, temsili ile ilgili bazı önerilerini sonuç
bildirgesine koyduramazken özellikle "2003 yılına kadar yüzde 30
kadın kotasının karar alma mekanizmalarında gerçekleştirilmesine
ilişkin" önerisi de kabul görmedi. Türkiye'nin bu önerisi, sonuç
bildirgesinde "Uygun olduğu yerlerde kadınlar için kota konulması"
ifadesiyle yer aldı. |
Kuriş,
reform istiyordu
 |
17
Temmuz 1998'de kaçırılan ve 1,5 yıl sonra ağzına Atatürk posteri sokulmuş
durumda Hizbullah'ın hücre evinde ölü bulunan İslamcı Feminist Yazar
Konca Kuriş, İslamı çağa uydurmak istemesinin kurbanı oldu.
Kur'an-ı Kerim üzerinde çalışan bir araştırmacı olarak dikkati çeken
Konca Kuriş, 90'lı yılların ortalarında bu konudaki araştırmalarını
sempozyum ve panellerle halka açıklamaya başlaması radikal islamcıların
tepkisini çekti.
İslamın çağın koşullarına uydurulması için mücadele veren Kuriş, kadınların
adet halinde namaz kılabilmelerini, Kur'an'ın Türkçeye çevrilmesini,
camilerde ayetlerin Türkçe okunmasını, kadınların cenaze namazında ön
saflarda durabilmesini, kadınla erkeğin haklar bakımından eşit olmasını
istiyordu.
İslamcı Feminist bir yazar olarak bu taleplerini gerek yazılarında gerekse
konferanslarında sıkça dile getiren Kuriş, taleplerinin bedelini hayatıyla
öderken, Kuriş'in vasiyetini yerine getirmek için cenaze namazında kızı
ve üyesi olduğu Bağımsız Kadın Derneği üyelerinin ön safta yer tutmak
istemeleri ise olay oldu. Kuriş'in son bir arzusu da kadınlar için sığınma
evi kurulmasıydı. Bağımız Kadın Derneği, şimdi Kuriş'in bu vasiyetini
yerine getirmek için çalışıyor.
|
 |