BAĞIMSIZ SİYASİ KADIN GAZETESİ YIL:3 SAYI:17 NİSAN-MAYIS 2000 ISSN-1302-4566  







 



 
Canan Tan
Fax:0 232 232 42 03 - 463 53 03
   


Öteki Türkiye'den insan manzaraları

Gazeteci yazar Serdar Turgut, "Hep aynı şey yazılmaz ki. O zaman diğer köşe yazarlarına benzersiniz. 30 yıldır aynı şeyleri yazıyorlar..." deyip, ani bir "U" dönüş yaparak Öteki Türkiye yazıları yazmaya başladı. (İyi de yaptı!)

SERDAR TURGUT

Ekonomi Doktoru Serdar Turgut'a göre, Türkiye ekonomisi yalnızca 6 milyon insana hizmet ediyor; nüfusun geri kalan 58 milyonu ise açlık sınırına yakın bir yerlerde debelenip duruyor...
Bunları yazdı diye, "Başınıza taş mı düştü?" diye açık açık soranlar mı istersiniz... "Tuzu kuru olanlar, Öteki Türkiye için üzüleceklerine pasta yesinler" diyenler mi...
Neyse ki Serdar Turgut, "sosyal bilinç krizi" geçirdiğini söyleyerek, duruma açıklık geçirdi.
Bizi de sıcak mı çarptı nedir, Öteki ya da Beriki Türkiye'nin ekonomik yönünü değil de sosyal çehresini, tüm çıplaklığıyla ele alalım dedik.
Mevsimlerden yaz ya... Çıplaklık alabildiğine "in" ya...
Haydi, soyunmaya hevesli birilerini biraz soyalım da, neler oluyor görelim...
Aslında onlar zaten çıplak. Ama bizim soyacağımız, bedenleri değil; beyinleri...

AYSUN KAYACI ve ZAGA
İlk konuğumuz, Aysun Kayacı kızımız... Hani şu, televolelerle her gece evimize konuk olan seçkin mankenlerimizden..
Geçen gün ZAGA programındaydı.
"...Ünlü olduktan sonra okulu bıraktım" dedi gururla. "Çünkü artık anlamsız geliyor..."
(İzleyiciler, yüksek okul öğrencileri. Anlamsız bir işlemi yapmanın ezinciyle bir şeyler mırıldanıyorlar...)
"...Boy friend'imle action film seyretmeye bayılıyorum," diyor Aysun.

"Where are you from? (Neredensin sen?)" diye sormuyor Okan Bayülgen. Soramıyor, çünkü o da artık Öteki Türkiye'den... Yakın ilişkiler içinde olduğu bir kesimin önde gelen bireyine, bir komedi dizisindeki tipe söylendiği gibi, "Sus Aysun!" diyemiyor. (Oysa, adı gibi aklı da o tiple öylesine güzel örtüşüyor ki...)
Bu kadarla kalsa, bu köşede yazmaya değmezdi de... Şu söylenenler, mevsim normallerinin üzerindeki sıcaklarla birleşince, dayanma gücümüzü mum gibi eritiverdi:

İtalya'da bir mahkeme "Eğer kadın 5 dakikadan az direnirse tecavüz olmaz!" yönünde karar almış. Bizim ünlü mankenlerimiz de bu kararı yorumlamış ve tepki göstermişler.
(Neden potansiyel tecavüz edilecekler olarak düşünülüyor bu garibanlar, anlayabilmiş değiliz...)
Bakın Aysun kızımız, bu konuda ne demiş:
"Bu, 'Kadere boyun eğeceksin' anlamına geliyor. Kafana silah dayanmışsa, 5 dakikadan fazla nasıl dayanırsın? Canından olacağına, insan malından olmayı göze alır!" "........."

Yoruma gerek bile yok! Kendi bedenine mal diyebilen bir kadının varlığı rahatsız etmese, adını anmaya değmez.
Ama çocuklarımız, ama gençlerimiz... Onlar ne düşünecek, diye kaygılanıyoruz.
Okul anlamsız, bırakılabilir. Boy friend ile action film seyretmek in! Tecavüz de neymiş; malını ver kurtul!
Suç bu kızımızda ya da ikiz kardeşlerinde değil! Bedeniyle beraber beyninin zarı da soyulmuş, akıl üreten hücreleri buharlaşıp havaya karışmış, tüm ahlaki değerlerini yitirmiş bu tür insanları gündemin baş köşesine yerleştirenlerde...
Nereden geldiği belli olmayan paralarla hovardalık yapanlar, karısının üstüne metres, metresinin üzerine kuma getirenler... Bir gecelik eşleri, aşk diye kılıfına uyduranlar... Beş kuruş vergi vermeden, gözlerimizin içine baka baka, bizim verdiğimiz vergilerle mirasyedi yaşamı sürenler...
Kim bunlar?
Türkiye'nin modern yüzü bu mu? Avrupalılaşmak, dünyalılaşmak böyle mi olacak?
Böyle sananlar biliyor mu ki, bu rezalet dünyanın hiçbir yerinde yok! Amerika'da eğlence yerleri gece 1.30'da kapanıyor. Bizdeki gibi, 14-15 yaşındaki yeniyetmelerin diskolarda sabahlamalarına izin verilmiyor. 18 yaşından küçüklere alkollü içki satışı yasak...
İyi de bize ne oluyor?

ÇETİN ALTAN

Çetin Altan, "Millet lüks yaşam özlemiyle çıldırıyor" başlıklı yazısında, herkesin farklı bir "iyi yaşam" hayali olduğunu söylüyor ve diyor ki:
"...Bu hayaller, tüketim ekonomisini kanatlandırıyor. Tıpkı 50 milyarlık lüks bir düğünde, 5 dakikalık bir havai fişek gösterisine, 1 milyar 400 milyon ödenmesi gibi... Ancak buna, beyinsel bir aristokrat da görgüsüzlük damgasını vurur, bir Danimarkalı da, bir Avusturyalı da..."

FATİH ALTAYLI

Fatih Altaylı ise Türkiye'nin creme de la creme tabakasının Türkbükü'nü tanınmaz hale getirdiğini, denizlerin tekne sahiplerince kirletildiğini anlatıyor...
Gördüklerine kızıp da, "Bu ne görgüsüzlük dediğinde,eşinden aldığı yanıt ilginç:
"Onların yeterince parası var. Bu nedenle görgüye ihtiyaçları yok..."
Evet, gerçekten, bizim için de Türkiye'den başka, Öteki Türkiye diye bir oluşum var!
Serdar Turgut'un anlatmak istediğiyle taban tabana zıt görünse de, biraz düşünürseniz ortak noktaları çok... İkisinde de, ayrımı tetikleyen güç PARA!

İçinde yaşadığımız Türkiye...
Ekonomik dengesizliğin yarattığı, çoğunluğu içeren, Serdar Turgut'un Öteki Türkiye'si...
Bizim anlatmaya çalıştığımız, görgüsüzlükle yoğrulmuş paranın yozlaştırdığı, bizi biz yapan değerlerin çürümeye bırakıldığı, (neyse ki -şimdilik-azınlığı içeren) farklı bir Öteki Türkiye...
İyi de hangisi gerçek Türkiye? Hangisi Öteki Türkiye?
Biz kimiz? Onlar kim?
Hava neden bu kadar sıcak?
Ne zaman mevsim normallerine ve ÖTE'yi, BERİ'yi toplayıp, özlemini çektiğimiz TÜRKİYEMİZ'e döneceğiz?..

 

 



 
 

1391 Sok.No 4/201. 35220- Alsancak/ İZMİR
TEL: 0232.463 63 00 Pbx. Fax. 0232.463 53 03

http://www.kazete.com.tr kazete@kazete.com.tr