Öteki
Türkiye'den insan manzaraları
Gazeteci
yazar Serdar Turgut, "Hep aynı şey yazılmaz ki. O zaman diğer
köşe yazarlarına benzersiniz. 30 yıldır aynı şeyleri yazıyorlar..."
deyip, ani bir "U" dönüş yaparak Öteki Türkiye yazıları yazmaya
başladı. (İyi de yaptı!)
SERDAR
TURGUT
Ekonomi
Doktoru Serdar Turgut'a göre, Türkiye ekonomisi yalnızca 6
milyon insana hizmet ediyor; nüfusun geri kalan 58 milyonu
ise açlık sınırına yakın bir yerlerde debelenip duruyor...
Bunları yazdı diye, "Başınıza taş mı düştü?" diye açık açık
soranlar mı istersiniz... "Tuzu kuru olanlar, Öteki Türkiye
için üzüleceklerine pasta yesinler" diyenler mi...
Neyse ki Serdar Turgut, "sosyal bilinç krizi" geçirdiğini
söyleyerek, duruma açıklık geçirdi.
Bizi de sıcak mı çarptı nedir, Öteki ya da Beriki Türkiye'nin
ekonomik yönünü değil de sosyal çehresini, tüm çıplaklığıyla
ele alalım dedik.
Mevsimlerden yaz ya... Çıplaklık alabildiğine "in" ya...
Haydi, soyunmaya hevesli birilerini biraz soyalım da, neler
oluyor görelim...
Aslında onlar zaten çıplak. Ama bizim soyacağımız, bedenleri
değil; beyinleri...
AYSUN
KAYACI ve ZAGA
İlk konuğumuz, Aysun Kayacı kızımız... Hani şu, televolelerle
her gece evimize konuk olan seçkin mankenlerimizden..
Geçen gün ZAGA programındaydı.
"...Ünlü olduktan sonra okulu bıraktım" dedi gururla. "Çünkü
artık anlamsız geliyor..."
(İzleyiciler, yüksek okul öğrencileri. Anlamsız bir işlemi
yapmanın ezinciyle bir şeyler mırıldanıyorlar...)
"...Boy friend'imle action film seyretmeye bayılıyorum," diyor
Aysun.
"Where
are you from? (Neredensin sen?)" diye sormuyor Okan Bayülgen.
Soramıyor, çünkü o da artık Öteki Türkiye'den... Yakın ilişkiler
içinde olduğu bir kesimin önde gelen bireyine, bir komedi
dizisindeki tipe söylendiği gibi, "Sus Aysun!" diyemiyor.
(Oysa, adı gibi aklı da o tiple öylesine güzel örtüşüyor ki...)
Bu kadarla kalsa, bu köşede yazmaya değmezdi de... Şu söylenenler,
mevsim normallerinin üzerindeki sıcaklarla birleşince, dayanma
gücümüzü mum gibi eritiverdi:
İtalya'da
bir mahkeme "Eğer kadın 5 dakikadan az direnirse tecavüz olmaz!"
yönünde karar almış. Bizim ünlü mankenlerimiz de bu kararı
yorumlamış ve tepki göstermişler.
(Neden potansiyel tecavüz edilecekler olarak düşünülüyor bu
garibanlar, anlayabilmiş değiliz...)
Bakın Aysun kızımız, bu konuda ne demiş:
"Bu, 'Kadere boyun eğeceksin' anlamına geliyor. Kafana silah
dayanmışsa, 5 dakikadan fazla nasıl dayanırsın? Canından olacağına,
insan malından olmayı göze alır!" "........."
 |
Yoruma
gerek bile yok! Kendi bedenine mal diyebilen bir kadının varlığı
rahatsız etmese, adını anmaya değmez.
Ama çocuklarımız, ama gençlerimiz... Onlar ne düşünecek, diye
kaygılanıyoruz.
Okul anlamsız, bırakılabilir. Boy friend ile action film seyretmek
in! Tecavüz de neymiş; malını ver kurtul!
Suç bu kızımızda ya da ikiz kardeşlerinde değil! Bedeniyle
beraber beyninin zarı da soyulmuş, akıl üreten hücreleri buharlaşıp
havaya karışmış, tüm ahlaki değerlerini yitirmiş bu tür insanları
gündemin baş köşesine yerleştirenlerde...
Nereden geldiği belli olmayan paralarla hovardalık yapanlar,
karısının üstüne metres, metresinin üzerine kuma getirenler...
Bir gecelik eşleri, aşk diye kılıfına uyduranlar... Beş kuruş
vergi vermeden, gözlerimizin içine baka baka, bizim verdiğimiz
vergilerle mirasyedi yaşamı sürenler...
Kim bunlar?
Türkiye'nin modern yüzü bu mu? Avrupalılaşmak, dünyalılaşmak
böyle mi olacak?
Böyle sananlar biliyor mu ki, bu rezalet dünyanın hiçbir yerinde
yok! Amerika'da eğlence yerleri gece 1.30'da kapanıyor. Bizdeki
gibi, 14-15 yaşındaki yeniyetmelerin diskolarda sabahlamalarına
izin verilmiyor. 18 yaşından küçüklere alkollü içki satışı
yasak...
İyi de bize ne oluyor?
ÇETİN ALTAN
Çetin
Altan, "Millet lüks yaşam özlemiyle çıldırıyor" başlıklı yazısında,
herkesin farklı bir "iyi yaşam" hayali olduğunu söylüyor ve
diyor ki:
"...Bu hayaller, tüketim ekonomisini kanatlandırıyor. Tıpkı
50 milyarlık lüks bir düğünde, 5 dakikalık bir havai fişek
gösterisine, 1 milyar 400 milyon ödenmesi gibi... Ancak buna,
beyinsel bir aristokrat da görgüsüzlük damgasını vurur, bir
Danimarkalı da, bir Avusturyalı da..."
FATİH
ALTAYLI
Fatih
Altaylı ise Türkiye'nin creme de la creme tabakasının Türkbükü'nü
tanınmaz hale getirdiğini, denizlerin tekne sahiplerince kirletildiğini
anlatıyor...
Gördüklerine kızıp da, "Bu ne görgüsüzlük dediğinde,eşinden
aldığı yanıt ilginç:
"Onların yeterince parası var. Bu nedenle görgüye ihtiyaçları
yok..."
Evet, gerçekten, bizim için de Türkiye'den başka, Öteki Türkiye
diye bir oluşum var!
Serdar Turgut'un anlatmak istediğiyle taban tabana zıt görünse
de, biraz düşünürseniz ortak noktaları çok... İkisinde de,
ayrımı tetikleyen güç PARA!
İçinde
yaşadığımız Türkiye...
Ekonomik dengesizliğin yarattığı, çoğunluğu içeren, Serdar
Turgut'un Öteki Türkiye'si...
Bizim anlatmaya çalıştığımız, görgüsüzlükle yoğrulmuş paranın
yozlaştırdığı, bizi biz yapan değerlerin çürümeye bırakıldığı,
(neyse ki -şimdilik-azınlığı içeren) farklı bir Öteki Türkiye...
İyi de hangisi gerçek Türkiye? Hangisi Öteki Türkiye?
Biz kimiz? Onlar kim?
Hava neden bu kadar sıcak?
Ne zaman mevsim normallerine ve ÖTE'yi, BERİ'yi toplayıp,
özlemini çektiğimiz TÜRKİYEMİZ'e döneceğiz?..
|
|