BAĞIMSIZ SİYASİ KADIN GAZETESİ YIL:4 SAYI:20 EKİM-KASIM 2000 ISSN-1302-4566  







 


Yasayı polislerde, yargıçlarda anlamakta güçlük çekiyorlardı
Aileyi Koruma Kanunu sil baştan

Aile içi şiddeti önlemek amacıyla çıkarılan 4320 Sayılı Yasa'ya açıklık getirmek için yasanın birçok maddesindeki hükümler tek tek ele alınarak yeni bir tasarı halinde yeniden düzenleniyor

Aile içi şiddeti önleme konusunda reform niteliğinde ki 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Yasa, kavram kargaşası ve uygulamadan kaynaklanan tereddütleri gidermek için yeniden ele alınacak. 17. Ocak. 1998'den itibaren yürürlükte olan yasayı "anlaşılabilir kılmak" için, değişiklik tasarısı hazırlandı. Tasarının önümüzdeki günlerde TBMM'n de görüşülerek yıl sonuna kadar yeni bir yasa şeklinde kanunlaşması Avrupa Birliği'ne taahhüt edildi.

17 Ocak 1998 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren aile içi şiddeti önleme konusunda reform niteliğinde ki Ailenin Korunması Yasası, yürürlük tarihinden itibaren gerek kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı ve ona bağlı birimlerce gerekse Türkiye Barolarının Kadın ve Çocuk Hakları Komisyonları'nca gerçekleştirilen seminer ve eğitim çalışmalarıyla güvenlik güçlerine anlatılmaya çalışılmıştı.

4320 Sayılı Yasa'nın bazı hükümlerinin çeşitli yorumlara açık olması ve yargıçların bile bu yasayı anlamakta güçlük çekmeleri karşısında hükümet, Devlet bakanı Hasan Gemici, yasaya açıklık getirmek için Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü'ne çalışma yaptırdı.

Genel Müdürlük, hukuk servisleri aracılığıyla Yasa'daki bazı kavram karışıklıkları ve uygulamadan kaynaklanan tereddütleri belirleyerek, yasanın aile içi şiddeti önleme işlevini daha açık biçimde yerine getirmesi amacıyla anlaşılmaz kılınan hükümlerini masaya yatırdı. Yasanın bazı hükümleri ek bir tasarı ile yeniden düzenlenirken, Türkiye'de ki çekirdek aile yapısı nın yanısıra geleneksel geniş aile yapısı da dikkate alındı. Tasarının gerekçesinde "Aile içi şiddet söz konusu olduğunda da çekirdek aile kavramı dışında olduğu halde aynı çatı altında yaşayan diğer aile bireylerine yönelik ya da bu aile bireyleri tarafından uygulanan şiddet türlerinin varlığı da bilinmektedir. Bu durumda şiddet kavramını geniş yorumlayarak aile içi şiddeti sadece eşler arası şiddet olarak algılamamak gereği ortaya çıkmıştır. Ayrıca aynı çatı altında yaşamayan; boşanma veya ayrılık nedeniyle ayrı konutlarda bulunan bireyler de aile içi şiddete maruz kalabildiklerinden, aile içi şiddet mağduru kapsamının gerçeklere uygun olarak düzeltilmesi gerekmiştir" denildi.

Tasarıda, 4320 Sayılı Yasa'nın 1.maddesinin 1. fıkrasından farklı olmak üzere 2. fıkrasında "eş" ifadesinin kullanılmasının, geçen süre zarfında uygulamada, olayın tarafları konusunda kavram karışıklığı yarattığı, söz konusu karışıklığı ortadan kaldırmak ve Anayasa'nın 10. maddesinde yer alan "Kanun önünde eşitlik" ilkesine daha uygun hale getirmek amacıyla "kusurlu eş" ifadesi yerine "şiddet uygulayan birey ifadesinin kullanılması uygun bulundu. Ayrıca, kadının aile içi şiddet nedeniyle çocuğuyla birlikte evinden ayrılarak baba evine gitmesi veya boşanma davası açılması durumlarında dahi, koşullarının gerçekleşmesi halınde, 4320 sayılı kanundan faydalanabileceğinin de dikkate alınması gerektiği bildirilen tasarıda, şiddet mağduru kişilerin tedbir kararı sonrasında ekonomik sıkıntıya düşmemeleri için, Anayasa'nın 5. maddesinde ki "devlete vatandaşın refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak, kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleri ile bağdaşmayacak surette sınırlayan ekonomik engelleri kaldırmak görevi verilmiştir" hükmü gereğince aile içi şiddet mağduru insanların ekonomik güvence altına alınmalarına dair kararın hakimin takdir yetkisine bırakılmayıp, kanunda yer alacak emredici bir hükümle sağlanması öngörüldü.

Tasarıda, Kanunun 1. maddesinin 3. fıkrasında tedbir kararına uyulması halinde verilecek cezanın tedbir kararına aykırı davranan bireye hakim tarafından bildirilmesi durumu ile 1. maddesinin 5. fıkrasındaki harçlar kronusu yeniden düzenlenirken Kanunun 2. maddesi 1. fıkrası da "kanunun uygulanmasında zabıta görevli kılınmış ancak bu göreve bir açıklama getirilmediğinden uygulamada tereddütler ortaya çıkmıştır. Bu sebeple hakkında tedbir kararı alınan tarafa kararın tebliğ ve tefhim yolu ile bildirilmesinde zabıtanın görevli olduğu" konusuna açıklık getirildi.

Kanunun 1. maddesinde yer alan tedbirlere uyulmaması halinde cezai yaptırım uygulanacağı konusu 2. maddenin son fıkrasında hükme bağlandığı halde bu cezanın 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un ilgili maddeleri gereğince bu ceza ertelenebildiği gözönünde tutularak söz konusu cezanın ertelenemeyeceği ve para cezasına çevrilemeyeceği hükmü de tasarıda yer aldı. Tasarı önümüzdeki günlerde Bakanlar Kurulu'nda son şeklini aldıktan sonra Meclis'e gönderilecek.

 
 

1391 Sok.No 4/201. 35220- Alsancak/ İZMİR
TEL: 0232.463 63 00 Pbx. Fax. 0232.463 53 03

http://www.kazete.com.tr kazete@kazete.com.tr