BAĞIMSIZ SİYASİ KADIN GAZETESİ YIL:4 SAYI:20 EKİM-KASIM 2000 ISSN-1302-4566  







 


Alman Sosyal Demokrat Partisi (SPD) Milletvekili Leyla Onur, KAzete'ye Avrupalı gözüyle Türkiye ve Türk kadınını değerlendirdi
Cennetin yarısını değil, dünyanın yarısını istiyoruz

Alman Federal Meclisi üyesi Onur, tüm dünyada kadınların, ülke parlamentolarında belirli bir güce erişmediği sürece haklarını elde etmede başarılı olamayacağını söyledi

Ayni zamanda Türk vatandaşı olan Leyla Onur, "Biz kadınlar tek tek değil, birlik olursak güçlüyüz. Birbirimizi kıskanmayı bırakırsak çok şeyler başarabiliriz" dedi

Kota sisteminin kadınlar için onur kırıcı olmadığını savunan Onur, ülkesinde kadınların kota sayesinde haklarını geliştirme açısından çok şey kazandığını savundu

Leyla Onur, Türkiye'nin Kopenhag kriterlerini sadece AB için değil kendi geleceği ve insanlarının mutluluğu ve huzuru için hayata geçirmesi gerektiğini belirtti

LEYLA ONUR KİMDİR?

1945'te Kuzey Almanya'nın Braunschweig kentinde doğdu. Babası Türk , annesi Alman. Almanya'da lise öğrenimini tamamladıktan sonra ınşaat mühendisi Çevik Onur ile evlenip Tükiye'ye geldi. Türkiye'de kaldığı üç yıllık sürede Yüksek öğrenimini Hacettepe Üniversitesi'nde tamamladı. Almanya'ya dönüşünde 18 yıl lise ve bir meslek okulunda Alman dili edebiyatı ve politika konusunda öğretmenlik yaptı. 1973 yılından itibaren Alman Sosyal Demokrat Partisi'nde (SPD) aktif olarak siyasetin içinde yer aldı. 1976-1989 yılları arasında Braunschweig yerel parlamentosunda belediye meclis üyeliği ve belediye başkan yardımcılığı görevlerinde,1989-1994 döneminde Avrupa Parlamentosu üyeliğinde bulundu. Ancak SPD Genel Başkanının ısrarı üzerine 1994'de genel seçimlere girerek 12 yıl aradan sonra bölgesinde partisine ilk kez seçim kazandırdı. Ayni seçim bölgesinden 1998'de açık ara farkla tekrar milletvekili seçildi ve halen Alman Federal Parlamentosu'nda SPD milletvekilliğini sürdürüyor. 2002 yılında yapılacak seçimlerde de SPD'nin en güçlü adayları arasında yer alıyor. İki kız çocuğu ve üç torun sahibi.

Röportaj: BERRİN G. DELİKÇİ



Aşağı Saksonya bölgesinin etkili politikacılarından Türk ve Alman yurttaşı olan Leyla Onur'un, 28 yaşında siyasete atıldığında adının Leyla, soyadının Onur olması ençok üyesi olduğu SPD'de merak uyandırmış. Oda her önüne gelene bıkmadan usanmadan çift uyruklu olduğunu anlatmaya çalışmış. Özellikle işçi hakları ve dış politika konularında yoğunlaşan Onur'la, tatilini geçirdiği İzmir'e 50 kilometre uzaklıktaki şirin sahil kasabası Güzelköydeki yazlığında konuştuk. Türkçeyi konuşmakta zorlanması nedeniyle zaman zaman eşi Çevik Bey'in tercümanlığından da yararlandık. Onur, kadın haklarından, cinsiyet kotasına kadar tüm sorularımızı açık yüreklilikle yanıtladı. Uyum yasalarının çıkarılmasının, ifade özgürlüğü önündeki engellerin kaldırılmasının, insan hak ve özgürlüklerinin genişletilmesinin, ölüm cezasının kaldırılmasının Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne tam üyeliğinden öte Türkiye'nin demokratikleşmesi için büyük önem taşıdığının altını çizen Almanya'nın ve SPD'nin deneyimli politikacısı ile söyleşimiz şöyle:

Bir kadın olarak Almanya'nın başarılı, aktif ve son derece deneyimli kadın politikacılarındansınız. Politikaya atıldığınız 1973 yılının hemen ardından üç yılda belediye meclis üyesi seçilmişsiniz. Kadın olmanız nedeniyle seçilmeniz kolay mı oldu?
Yok kolay olmadı. O zaman gençtim. Çok çalıştım. Partinin gençlik kolu içinde bir grup kurdum: Kentimdeki yabancılar için neler yapabiliriz diye. Çünkü benim asıl partiye girmemdeki amacım şuydu; yerel parlamentoda uzun süre çalışan Hıristiyan Demokrat Parti'den bir hanım arkadaş ile birlikte Türk kadınlarına müşavirlik hizmeti vermek, onlara yardım etmek sorunlarına çözüm aramaktı. Onun için partiye girdim. Kadınlardan gelen istekleri ısrarla takip ettim. Bu bana partide kısa zamanda tanınmamı sağladı. Doğup büyüdüğüm bin yıllık tarihi olan 250 bin nüfuslu kültür kenti Braunschweig'de 13 yıl boyunca belediye meclis üyeliği ve belediye başkan yardımcısı olarak hizmet verdim. Parti Genel Merkezi'nin isteği üzerine Avrupa Parlamentosu üyeliğine aday oldum ve seçildim. Ancak seçim bölgemde 12 yıldır Hristiyan Demokratlar'a karşı SPD olarak tek bir milletvekili çıkaramamamız Genel başkanımızı rahatsız ediyordu. Federal Alman Meclisi'ne aday olmam konusundaki ısrarlar üzerine 1994'de girdiğim seçimleri az farkla kazanarak Hristiyan demokratları sarstık, ama 1998 seçimlerinde rakibimiz olan bu partiyi adeta ezdik geçtik.

Türkiye sizin farkınızda mı?
Ben Alman milletvekiliyim ama Türk vatandaşı da olmam nedeniyle Türkiye ile ilgili herşeyle yakından ilgiliyim ve katkılarım oluyor. Sanıyorum Türkiye'de bunun farkındadır.

Almanya'da kadınların politikaya ilgisi nasıl? Aktif siyasette yer almaları kolay oluyor mu? Alman kadınlar politikada bir yere gelebilmek için erkeklerin baskısıyla, engellemeleriyle karşılaşıyorlar mı?
Daha önce diğer partilerdeki gibi bizim partimizde de erkekler sayısal olarak çok daha fazlaydı. Erkekler için eski zaman ne kadar güzel zamandı parlamentoda ve yerel yönetimlerde hiç kadın yok denecek kadar azdı. Örneğin 1972 yılında Federal Parlamento'da partili kadınlarımızın oranı yüzde 6 iken bugün yüzde 35'e çıktı. Ama Yeşiller Partisindeki kadınların oranı yüzde 50'den fazla. Bizim parti 134 yıllık parti. 1918'de seçilme hakkı verilmesinden sonra kadınlar yavaş yavaş seçim pozisyonuna girdiler. Politikaya atıldığımda 1973'de Gençlik Kolun'da tek kadın ben idim. Erkek politikacılar için bir tane kadın güzel, iki tane de belki güzel ama fazla olmaz. Partide bir tane kadın olsun genç olsun, ağzını açmasın, en iyisi kahve pişirsin, anlayışı değişti. değiştirdik daha doğrusu.

Siz önce yerel parlamentoya daha sonra Federal Meclis'e seçilirken zorluklarla karlaştınız mı?
O zaman siyasette hep şanstı. O dönemde bizim yerel parlamentoda jenerasyon değişimi oldu, yaşlılar çıktılar, gençler göreve geldiler..

O zaman partinizde kadın kolu var mıydı?
Partiye katıldığım zaman kadın kolu vardı, şimdide var ama ben girmedim. Ben hiç kadın kollarında çalışmadım. Gençlik kollarındaydım.

Partinizde ki kadın kolları ne işlev görüyor?
Toplantılar yapıyorlar, çeşitli etkinlikler düzenliyorlar. Ama bizde kadın kollarının görevi; partideki kadın sayısını ve kadının gücünü arttırmak, parti içinde kadın politikalarını öne geçirmek, ilerletmek. İş, eğitim, sağlık, erkek-kadın arasında kim çalışıyor, kim çocuklara bakıyor gibi sorunları tespit etmek, çözüm önerileri geliştirmek şeklinde özetlenebilir.

Anlayabildiğim kadarıyla partinizde kadın kollarının fonksiyonu büyük.
Tabii. Zaten onlar olmasaydılar, katiyen partimiz bu pozisyona gelemezdi. Ben kadın kollarında hiç çalışmasam da kadın olarak onları sürekli destekliyorum.

Seçimlerde kadın kollarının desteğini gördünüz mü?
Açıkça söylemem gerekirse destek görmedim. Çünkü kıskançlık var. Kadın kollarından gelmediğim için, kadın olarak seçilmem, bazı kadınları kıskındırdı. Hatta seçimlerde engellemek isteyenler bile oldu ama başaramadılar.

Almanya'da da siyasi partiler politikada kadının önünü açmak için ne gibi özendirici önlemler alıyorlar? Kota sistemi işliyor mu, kadınlar partinizde belirli güce nasıl erişti?
Biz kota için senelerdir çok konuştuk, uğraştık, ettik, olmadı. Hatta ben partiye girdiğim 1973'den 1980 yılına kadar kotayı hiç istemedim. Kota sistemini kadınlar için geçerli yol olarak görmüyordum. Kadının partide kendi gücüyle yukarı çıkması gerektiğini savunuyordum. Fakat zaman geçince kadının kendi gücüyle bunun olamayacağını gördüm. Erkeklerin politikada kadını kabul etmediğini anladım. O zaman erkeklere baskı yapmak gerektiğine inandım. 1986 yılında parti kurultayında cinsiyet kotası benimsendi ve iki yıl sonra da kota parti tüzüğünde yer aldı. Cinsiyet kotasının 1988'den itibaren yüzde 25'le başlayarak 2013 yılına kadar yüzde 40 oranında uygulanması tüzükte hükme bağlandı. 2013'de ise kadın-erkek arasında tam eşitlik sağlanmış olacağından Parti Genel Kurulu'nda yeni bir durum değerlendirilmesi yapılacak. Bu şu anlama geliyor; partide seçilecek tüm organlar için adayların yüzde 40'ının erkek, yüzde 40'ının kadın olması gerekiyor. Ama bu birden olmaz. Yavaş yavaş olacak. Bu oran en küçük mahalle biriminden, en yüksek birime kadar (Federal Parlamento) koşulsuz uygulanacak. 1990'da yüzde 25 ile başladık, daha sonra yüzde 30'a çıktık, 1994'den itibaren parti içi organlar için yüzde 40, eyalet parlamentosu için 1994'de yüzde 30, 1998'de yüzde 35'lik kota uygulandı. Adaylar listelerde bir kadın- bir erkek veya bir erkek-bir kadın olarak sıralanıyor. Yani fermuar sistemi uygulanıyor. Örneğin benim seçildiğim ilde 3 bin 500 üyemiz var. Bu üyeler arasında yerel parlamento için adayları tespit ediyoruz. 8 tane listemiz var ve onu fermuar gibi yapıyoruz. Federal seçimler için ise orantı tutuluyor. Seçim bölgesine göre, listelerde adayların ikisi erkek biri kadın, ya da ikisi kadın biri erkek olabiliyor yine böylece yüzde 40 tutturuluyor. Parti delegelikleri ve yönetim organlarında da kadınların sayısı hızla yükseliyor. Kota sistemine geçilince bakınız nasıl değişiklik oldu. 1970'de 35 kişilik ayelet yönetiminde 5 kadın varken, 1997'de 45 kişilik parti yönetiminde kadınların sayısı 23 oldu. Yönetimdeki kadın oranı yüzde 51'i buldu. Parti üst yönetimine yani prasidumuna 1970'de 11 yöneticiden sadece bir kadın seçilebilirken kota sayesinde, 1997'de 13 yöneticiden 5 kadın seçildi. Üst yönetimde kadın oranı yüzde 38.5'e çıktı. Halen Federal Parlamentoda, 297 sosyal demokrat milletvekilinden 105'i kadın (yüzde 35.2), Hristiyan Demokrat ve Yeşiller'le koalisyon oluşturduğumuz Berlin eyalet parlamentosunda partimizin 5 bakanından üçü, Bremen'de 4 bakandan ikisi, Hamburg'da 8 bakandan dördü, Mecklenburg-Vorpommern'e 4 bakandan ikisi, Nordrhein- Westfalen'de 6 bakandan üçü kadın. Partimizde seçimle gelinen tüm organlarda 2013 yılına kadar kadın ve erkek kotası yüzde 40 uygulanabilirse kotaya gerek kalmayacak. Çünkü partide kadın ve erkekler eşitlenmiş olacak. Fakat şu anda partide üyelerin oranı yüzde 70 erkek, yüzde 30 kadın olduğu için kotayı gerekli görüyoruz. Federal Hükümette 5 kadın bakan var ki bu yetersiz. Eyaletlerde durum kadın açısından daha iyi.

"Türkiye ile yakından ilgiliyim ve Türkiye'de bunun farkında"

Peki sağ partiler de kadınların durum nasıl?
Sağ partilerde kota yok. Bu partilerde de kadın var ama sayıları çok az. Bu partilerde kadınların sayıları yavaş ta olsa artıyor, ama kota istemiyorlar.

Türkiye'deki sağ partiler kotayı kadınlar için onur kırıcı görüyor..
Kota kadınlar için asla onur kırıcı değil ve demokratik işleyişle de ters düşmüyor. Sağ partileri bilemem ama, biz sosyal demokrat parti olarak kotadan çok şey kazandık.

Kadınlararasında dayanışma var mı? Eskiye göre kıskançlıklar atıldı mı?
Dayanışma var. Kota kararı alınmadan önce kadının durumu bir hayli zor idi. Kadın kolu, kendi adaylarını seçtirmek için çaba gösterirken, kadın kolunda çalışmayan kadınlara ise ters bakıyordu. Fakat şimdi kadınlar partide belirli noktalara gelince kadın kolunun o katı tavrı da yumuşadı. Halen Braunschweig'de ki kadın kolu başkanı benim yardımcım olarak çalışıyor. Şimdi parti olarak kadınlar için yapacak bir şey varsa zaten yapıyoruz. 1988 öncesi gibi terslikler yaşanmıyor. Kıskançlık kadın olsun- erkek olsun insanın yapısında var.

Ama kadınlarda bu daha fazla galiba.
Bazı kadınlar eğitim bakımından, sosyal konumu bakımından çok kuvvetliler. Onlara kota lazım değil. Ben örneğin hiç kota ile seçilmedim. Fakat bazı kadınlar, kadın kolunun desteğiyle partide bir yerlere gelmek istiyor. İster istemez burda kıskançlık gibi duygularda öne çıkıyor. Fakat partimizde böylesi durumlar azaldı. Aslında biz kadınlar tek tek değil, hep beraber kuvvetliyiz. Artık partide kadınlar arasında neden o oldu da bu olmadı tartışmaları yok. Aday belirlerken nitelikli, kaliteli kadını bulmak önemli.

Kotayı uygulayalı beri, kadın adayları belirlerken hiç istenmeyen aday oldu mu?
Elbette oldu ama, erkek adaylar için şu iyi bu iyi diye bakılmıyor da, sadece kadınlar için böyle bir değerlendirme yanlışına düşülüyor. Hiç mi erkek adaylar arasında niteliksizi yok. Var ama, bunlar için birşey söylenmiyorda 'Bak şu kadını aday yaptınız ama, o kadar iyi değil' denebiliyor. Kadın aday bulmak kolay değil. Biz partiye 30-35 yaşında genç hanımları alıyoruz.
O yaşlarda kadın öğrenimini yeni tamamlamış, evlenmiş daha yeni çocuğu dünyaya gelmiş oluyor. Bu arada ayni zamanda partide çalışmak çok zor birşey. Onun için iyi kadın aday bulmak zor.

Kadınlar aday listelerine konurken, seçimle mi sıralanıyorlar, yoksa partinin örgütleri mi sıralıyor?
Delege seçimine giriyorlar. Örneğin bizim orda yerel parlamento için 8 tane seçim bölgesi var. Buna göre 8 tane liste yapmak gerekiyor. Ayni zamanda 30 tane SPD gruplarımız var. Bu 30 gruptan liste için isim istiyoruz. Fermuar sistemine göre bu isimleri yerleştiriyoruz. Fakat geçen seçimde, bir grup "kadınımız yok" diyerek sadece erkek isimleri verdi. "Hiç önemli değil, başka gruptan kadın bulup ben listeye koyarım", deyince, uyandılar. Ondan sonra kadın buldular. Maalesef erkekler, kadının önünü kesmek için herşeyi deniyorlar.

"Türkiye'nin AB ile ilişkileri konusunda köprü vazifesi görüyorum"

İngiltere'de fermuar sistemini uyguluyor, gerçekten fermuar sistemi kota da daha mı etkili?
Fermuar sistemi bir bakıma iyi bir bakıma kötü. Bu sistem erkeklere baskı yapma açısından iyi. Ama bazen bütün iyi kadınları aynı grupta toplaması açısından ise kötü. Fermuar sistemine göre üç tane kadını alt alta koymak yasak. Bir yerde üç tane mükemmel kadın var. Erkekler ise zayıf. Sisteme göre listeye birinci kadından sonra bu zayıf erkeklerden birini koymak lazım. Onun için fermuar sistemi hem iyi hem kötü. Dediğim gibi sekiz listemiz var dördünün başına kadın, diğer dördünün başına da erkek koymamız lazım.

Türkiye'deki kadının siyasetteki durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Parlamentonuza baktığınız zaman kadın milletvekillerinin sayısı çok az. Yetmez. Çünkü Atatürk zamanında kadınlara seçme ve seçilme hakkı verildiğinde Meclis'teki kadın sayısı fazlaydı. Daha sonra azaldı. Türkiye'de eğitilmiş kadınların sayısı yüksek. Üniversitelerinizde çok akademisyen kadınlar var.

"Türkiye'de çok kaliteli kadınlar var, fakat siyasette yoklar. Bu Türkiye'ye yakışmaz."

Siyasette kadın sayısını arttırmak için bir öneriniz var mı?
Benim öğrendiğim şu, ancak kota sistemi ile bu yapıyı değiştirebiliriz, başka yol yok.

Başka yol yok diyorsunuz ama, bizde kotayı bazı kadınlar istemiyor..
Kotayı 1976 veya 1977 yılında bende istemedim. Ben de böyle yanlışlara düştüm. Zannediyordum ki kadınların korunmaya ne ihtiyacı var, Kendi gücüyle gelsinler, diyordum. Fakat yıllar geçtikten sonra partide çok kaliteli kadınlar gördüm, fakat seçilme şansları yoktu. Aday oldukları zaman da erkeklerin baskısıyla karşılaştılar. Hatta bir kaliteli kadın aday çıktığı için erkekler el ele kol kola verip bu kadına cephe aldılar. Ben de o zaman artık bu şekilde devam etmez diyerek kotanın şart olduğuna inandım..

Türk kadın hareketine nasıl bakıyorsunuz?
Ülkeniz kadınlarının durumuyla fırsat bulup pek ilgilenemiyorum ama anlayabildiğim kadarıyla kadınlarınızın erkeklerle eşit olmak için hala çok problemleri var. Fakat bu sadece Türkiye'deki kadınların sorunu değil. Birçok ülkedeki kadının sorunu ayni. Mesela Almanya'da çalışmak isteyen kadının kreş sorunu var. Birçok işletmede çocuk bakımevi yok. Bu yüzden kadınların büyük bölümü çocuklarına kendileri bakmak zorunda oldukları için istihdamda yer alamıyor. Var olan kreşler ise hem pahalı hem de öğleye kadar hizmet veriyor. İlköğretim okullarında da eğitim sabah 08'den öğleye kadar olunca annenin çalışması zorlaşıyor.

Türkiye Parlamentosu'nda kadın ve aileden sorumlu bakanlık bir erkek tarafından temsil ediliyor. Kadın sorunlarıyla ilgili uluslararası toplantılarda da erkek bakan ve delegasyonla temsil ediliyoruz. Kadın bakanlığının erkek olmasını doğru buluyor musunuz ?
Bizde herşeyin eşit olduğunu kontrol edecek bir sistem var. Parti içinde tabandan başlayıp yukarıya kadar eşitliği denetleyecek bir komisyon kuruyoruz. Bu komisyonun başkanını katiyen bir kadın yapmayacağız, onu zorlamak için. İstesek Eşitlik İzleme Komisyonu Başkanlığına kadın seçebiliriz. İstiyoruz ki kadın hakları için sadece kadınlar değil, erkekler de konuşsun, onlar için birşeyler yapsınlar. Erkek başkan olduğu zaman mecbur kalıyor. Bir kadın toplantısında erkek başkan, kadınlarını izah etmek zorunda kalıyor ve bu sorunların çözümünün takipçisi olacağı sözü veriyor. Eğer sözünü tutmazsa kadınların baskısından kurtulamaz.

Peki erkek başkan, inandığı için mi kadın sorunlarına sahip çıkıyor?
İnanması gerekir. Eğer inanmaz, görevini eksiksiz yapmaz ise başkanlıktan alınacağını bilir. Vay benim vaktim yok gibi gerekçelere sığınmasına fırsat vermeyiz. Kadınlar olarak o gücü kendisine hissettiriyoruz.

Hükümetinizde kadın, aile ve çocuktan sorumlu bakan kadın mı, erkek mi?
Kadın tabii. Bizim bu bakanımız kadın sorunlarına oldukça duyarlı. Çok iyi çalışıyor. İşi hiç kolay değil. Şimdi yeni bir yasa için bastırıyor. Bu yasa tasarısı; Devletin açacağı bir ihaleye katılacak firmadan kadın ve erkek çalışanların sayısının eşit olmasını öngörüyor. Bu şu demek, kadın ve erkek işçi sayısı eşit olmayan firma, devletin açtığı ihalelere giremeyecek demek. Bu kanunun çıkması, Anayasa değişikliğini de gerektirdiği için çıkması çok zor ama uğraşıyoruz. Biz bunu Federal Parlamento'dan geçirirsek Avrupa Birliği'ne de örnek olacak. Tabii Avrupa Parlamentosu'ndan bu yasayı çıkarmakta zor. Çünkü 15 ülkenin hükümetinin ortak karar alması lazım. Şimdi biz Federal Parlamento'da bakanımızla beraber uğraşıyoruz, Yeşiller Partisi'nin kadın üyeleri de tasarıyı destekliyor ama erkekleri soğuk bakıyor.

Kadın politikacı olarak hangi konularda yoğunlaşıyorsunuz, ençok hangisi ilginizi çekiyor?
Benim ilgilendiğim çok değişik konular var. eskiden herşeyi yaptık fakat şimdi, 10 yıldan beri ençok ilgilendiğim alan sosyal politika. Almanya'da işsizlik, istihdam, çalışanların durumu, sosyal güvenliği gibi konular.Bu konularda var olan kanunları modernleştirmemiz lazım. İkinci ilgi alanım yabancı işçiler, üçüncüsü ise Türkiye: Türkiye'nin Almanya ile ilişkileri ve AB ile ilişkileri arasında adeta köprü vazifesi görüyorum.

Almanya'da yaşıyan Türklerin durumlarının iyileştirilmesi için çalışmalar ne aşamada?
Biz iktidara geldikten sonra Alman Vatandaşlık Yasası'nda tam istenilen değişikliği yapamasak da bazı ileri adımlar attık. Örneğin Almanya'da Tük anne ve babadan doğan çocuk otomatikman Alman vatandaşı olabiliyor artık. Yani 31. Aralık.1999'dan önce 10 yaşını doldurmamış Türk çocuğu Alman vatandaşı olabilir. Koalisyon hükümeti olması nedeniyle bu yasada istediğimiz değişiklikleri tam yapamamış olsak da Türk yurttaşlar için önemli adımlar attık.

Türkiye'nin önemli sıkıntılarından bir tanesi Almanya'daki radikal islamcı akımlar. Radikal islamcıların Türkiye'deki laik cumhuriyeti yıkmaya yönelik faaliyetlerde bulunması karşısında Alman Hükümeti'nin herhangi bir yaptırımı olabiliyor mu?
Eğer onlar Alman Anayasası'na aykırı birşeyler yaparlarsa o zaman gereği yapılır. Mesela Metin Kaplan; Alman Anayasası'na aykırı birşey yaptı hemen hakkında işlem yapıldı. Ama öbür gruplar; Süleymancılar, Milli Görüşçüler burda ağırlıklı fakat yasalara aykırı birşey yapmıyorlar.

"İnsan haklarını geliştiren, düşünce özgürlüğünü sağlayın, işkence ve idamı kaldırın"

Almanya'dan, Türkiye'nin demokratikleşme çabaları nasıl görünüyor. Uyum yasalarını çıkarmak Türkiye'nin AB'ye tam üyeliği için yeterli olur mu?
Türkiye'nin Kopenhag kriterlerini yerine getirmesi lazım. Bu kriterleri yerine getirse diğer aday ülkeler gibi Türkiye'de AB üyeliğine kabul edilir. Ama Türkiye'nin bir iki yıl içinde demokrasisini düzeltmesi çok zor. Bu kiriterleri bir iki yılda çıkarması zor görünse de mutlaka 3-5 yıl içinde mi olur, ne kadar çabuk yaparsa o kadar erken AB'ye girebilir. Bu şartlar Polonya için, Macaristan için Bulgaristan için de geçerli. AB'ye girmeden önce her ülke Kopenhag kriterlerini halletmesi lazım. Halletmeyen ülkeye AB kapıları kapalı.

Türkiye'nin AB üyeliğine kabulünde İslam ülkesi olmasının rahatsızlığı var mı?
Bizde böyle birşey yok. Sosyal Demokratlar için, Yeşiller için böyle birşey yok. Hristiyan Demokratlar karşı ama, o yenilecek birşey. Bunlar içinde fanatikler Türkiye'yi islam ülkesi olduğu için AB'de görmek istemiyor ama akıllı Hristiyan Demokratlar, fanatikler gibi düşünmüyor. Avrupa bir değerler ülkesi, dini grup değil, onun için Hristiyan Demokratların fanatik bakışı geçerli değil. Türkiye Kopenhag kriterlerini sadece AB'ye üye olacağım diye istememeli, kendi halkı için istemeli. Bu düzenlemeleri Türkiye, kadınları için çocukları için, tüm insanları için yapsın. İnsan haklarını herkes istiyor, işkenceyi, ölüm cezasını kimse istemiyor. Zaten ölüm cezası 20 seneden fazla uygulanmıyor. O zaman bu cezayı yasalardan da çıkarsınlar. Basın hürriyeti çok önemli. Her insanın her istediğini söylemesi gerekiyor.

Türkiye'de bağımsız kadın sığınma evleri birbir kapanıyor. Almanya'da ise bu evler çok yaygın. Bu sorunu nasıl çözdü?
Bağımsız kadın grupları sığınma evi için bir ev tutuyor. Belediye'ye başvuruyor. Belediye bu evin kirasından tefrişatına kadar bütün giderlerini karşılıyor. Ayrıca eyalet te para yardımında bulunuyor. Sığınma evlerinin işlevini bilen bağımsız bir kadın grubu onu yönetiyor. Mesela benim bulunduğum şehirde 5-6 tane sığınma evi var. Şimdi Federal Parlamento'da geçimsizlik yüzünden evini terk eden kadını korumaya yönelik yeni bir yasa çıkardık. Bu yasaya göre artık kadın evi terk etmeyecek, erkek çekip gidecek. Karısını rahatsız etmek için eve yaklaşmasına bile izin verilmeyecek.

Son söz olarak Türk kadınlarına bir mesajınız olacak mı?
Türk kadını çok güçlü. Bu güçlerini birleştirsinler, birbirleriyle dayanışsınlar. Bugün parlamentonuzda kadınlarınızın sayısı az. Sayılarını arttırmaları lazım. Parlamentodaki kadının sayısı ne kadar çok artarsa ancak o şekilde kadın lehine bir takım şeyleri değiştirebilirsiniz. Size enternasyonal birşey söylemek istiyorum: Bu Türkiye için de, Almanya içinde, Avrupa içinde geçerli. Türkiye'de olsun, Almanya 'da olsun kadınların sayısı yüzde 50'den fazla nüfus olarak.Ve biz kadınlar müslüman olarak, hıristiyan olarak hep diyoruz: Cenette kadınla erkek eşit olarak yaşıyor. Demek ki cennete gittiğimizde hepimiz eşit olacağız. Fakat onu beklemek istemiyoruz. Bizler bu dünyada eşit yaşamak istiyoruz.

 
 

1391 Sok.No 4/201. 35220- Alsancak/ İZMİR
TEL: 0232.463 63 00 Pbx. Fax. 0232.463 53 03

http://www.kazete.com.tr kazete@kazete.com.tr