| BAĞIMSIZ SİYASİ KADIN GAZETESİ YIL:4 SAYI:20 EKİM-KASIM 2000 ISSN-1302-4566 |
|
Sayın Dışişleri Bakanımız İsmail Cem'in Ege Üniversitesi'nin açılışında yaptığı konuşma çok anlamlı. Sayın Bakan'ın düşlediği Türkiye bizlerin düşlediğinden pek farklı değil, ancak onun konumu ile bizlerin konumu çok farklı. Bizler talep eden konumundayız, yani yönetilen; sayın Bakan talepleri karşılamayla mükellef olan; yani yöneten statüsünde. Yönetenler bile düşlerde yaşıyorsa değişen, gelişen, farklılaşan Türkiye'yi, durum hiç de iç açıcı değil demektir. Ne diyor Sayın Cem; "Aklıma önce dış siyaset geldi. Vazgeçtim, sonra iç siyaset konuşayım dedim o da olmadı, yüksek öğrenimi anlatayım dedim. Gençliğin sorunlarını anlatayım dedim. Gençlik sorunlarını benden iyi biliyor zaten. Ben de hayalimdeki Türkiye'yi anlatmaya karar verdim. Özlediğim Türkiye, insan haklarına saygılı, demokrasiye bağlı, ayrımcılık yapmayan, özgür, uygarca tartışan bir ülke olmalı. Hırsızlıktan, ahlaksızlıktan arınmış bir Türkiye hayal ediyorum. Emeğiyle, hakkıyla, bilgisiyle yücelen, kültür programı Televole olmayan bir Türkiye hayal ediyorum". Bu sözlerin altına kim imza atmaz ki?...Ve bu ve burada sayılamayan pekçok sorunu kim yadsıyabilir?. Bakan bir yöneticiden çok, yönetilen üslubuyla konuşmuş. Dolaylı yoldan da olsa bu sözler Hükümet'in aczini ifade ediyor. Sayın Cem'i eleştirdiğim düşünülmesin, tam tersine üslubu tam kendine yaraşırcasına kibar, tüm düşlerinde gerçekler gizli ve bu parlamentonun neleri gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceğinin farkında... Sayın Cem, insan hakları kronik bir sorun, çözümü içinse hala somut çabalar yok. Ayrımcılık iliklerimize işlemiş, özgürlük kendimiz için geçerli, ötekinin özgürlüğü de neymiş?.. Hırsızlık ve ahlaksızlıktan arınmak mı?! "O çaldı bir şey olmadı, köşeyi döndü; ben niye çalmayayım?..." İşte günümüzün felsefesi. Adı yolsuzluklara karışanlar omuzlarda taşındı, yetmedi, Meclis'e taşındı. Hırsızlık, yolsuzluk ve ahlaksızlık katlanarak artıyor sayın Cem. Yazık ki ne siyasal otorite, ne de yasal otorite bunu önleyemiyor. Sayın Bakan, konu açılmışken; hele ayrımcılığa değinilmişken, gelin sizin gibi gerçekleri gören ve çağdaş Türkiye'yi özleyen siyasilerin önderliğinde şu Medeni Yasa Tasarısı'nı Meclis'ten geçirelim. Düşlediğimiz Türkiye'ye beğenmediğimiz Anayasa'nın da gerisinde kalan bir Medeni Yasa ile ulaşamayız. Sizin ve bizlerin tüm düşleri toplumsal bilinçlenme ve bunu motive edecek siyasal, sosyal, ekonomik ve de kültürel çabaları gerektiriyor. İvedilikle yaşama geçirebileceklerimizle başlasak ve şu Medeni Yasa ayıbından elbirliği ile kurtulsak diyorum. Niye mi size sesleniyorum? İçtenlikle ve kararlılıkla kadınların sorunlarını dile getiren kadın vekillerimizi yazık ki göremiyorum. Sözünü ettiğiniz insan hakları içerisinde hala ikinci cins konumunu koruyan kadın hakları var, ayrımcılıklardan tüm toplum etkileniyor; fakat kadın yasayla da mağdur edildiği için daha fazla etkileniyor. Bizler anlatmaya çalışıyoruz, talep ediyoruz, ancak sesimizi ve haklılığımızı erkek egemen Meclis'e anlatamıyoruz. Siz ve sizin gibi çağdaş düşünen ve düşlerini içtenlikle dile getirenlerin desteği ile düşleri düş olmaktan çıkaracak adımları atabiliriz. Evet sizin şahsınızda tüm Meclis'e sesleniyoruz; lütfen şu çağ dışı kalmış Medeni Yasa ve Trafik Yasa'sı sorununu ivedilikle çözmekle Türkiye gerçeğini dönüştürme eylemini başlatalım. Umarım eylem sözcüğünden sivil toplum kuruluşları da üzerlerine alınırlar ve söylem bırakılıp kollar sıvanabilir. Aydınlık bir Türkiye görmek isteğimizi, bir dakika karanlığa sığınarak anlatmıştık. Oysa, bir dakikalık karanlığa bile tahammülümüz olmamalı. Herkes karanlığa bir ışık tutabilir ama bir alev, ama bir kıvılcım... Hepimizin yapabileceği bir şeyler mutlaka vardır. Yeter değişmeyi gerçekten isteyelim...
|
|||||||||||||||||||
|