| BAĞIMSIZ SİYASİ KADIN GAZETESİ YIL:4 SAYI:21 ARALIK 2000 ISSN-1302-4566 |
|
Kadın erkeğin arkasında, kadın erkeğin sırtında.. ama kadınla erkek yanyana mı.. Başarılı erkeklerin arkalarında oldukları söylenen kadınları biliriz, evlilikten geçinen kadınları da biliriz. Ama.. kamu ya da özel yaşamda, ortak belirlenen hedeflere, birlikte harcanan çabalarla ulaşılıp, elde edilen yararlardan eşdeğerlilik içinde pay alan kaç kadın vardır.. Kadın erkekten emir alır, kadın erkeğe uyum sağlar.. ama kadın erkekle uzlaşır mı.. Evlilikten geçinen kadınlar, kendilerine söyleneni yapmakla yükümlüdürler. Erkeğin arkasındaki kadın, önünden gidene uyum sağlayabildiği ölçüde yararlı ve önemlidir. Ama.. aynı olaya yönelen ayrı düşünceler olduğunda, düşünce sahipleri, kadın ve erkekler öncelikle ve türlü davranış hilelerine sapmadan, dürüstçe birbirleriyle uzlaşmaları gerektiği inancını taşırlar mı.. Kapsamlı bir inceleme yapmış değilim, fakat kadınla erkek arasındaki bu "yanyana olma" ve "uzlaşma" edimlerinin gerçekleştiği bir alan var gibi geliyor. Bu alan, evli erkeğin cinsel taciz veya tecavüzle suçlandığı bir zamanda, ona nikahlı kadının yarattığı zahiri alandır. Sözde gerçek bir alan: kocanın cinsel tacizde veya tecavüzde bulunduğuna inanmama alanı, zahiri bir güven alanı, içinde sinir krizleri yaşanmaktayken, sesler ve tehditler yükselirken, ağlama ve yalvarmalar alabildiğine sürerken, dışında "bir komploya kurban gitmekteyiz" izleniminin sergilenmeye çalışıldığı sanal bir alan. Evlilik kurumu içinde erkeğin "değersizleşmesine" göreli olarak kadının değer durumunun değiştiği bir alan. Mantıksal olarak kadının erkeğe endeksli konumu da değişecektir. Bu alanı nikahlı kadın yaratmaktadır. Kendi yarattığı alanda, belki de ilk kez erkeğin yanında durmakta ve onunla uzlaşma arayışına girmektedir. Kadın bu konumda "gönüllü köle olma durumu"nun dışına çıkmıştır. Kadın ne yapacağına kendi karar verecektir.ama o zamana kadar özne/birey olmanın pratiğine sahip olamamışsa, ne yapacağını da pek bilemez. Sürüklenir. Bu kadınlara yakın veya uzak çevremizde, doğrudan veya medyaüzerinden tanık olmuşuzdur. Kadınların zihinleri bu durumlarda öncelikle,süreç içinde kendilerine ne olacağı konusu ile ilgilidir. Nerede oturacaklar, ne yiyip ne içeceklerdir. Elbette, kendilerinin ayrılmaz parçaları olan çocuklara ne olacaktır.. Gereksinim hiyerarşisinin altlarında dolanan kadınların onur kavramını "gurur"a özdeşlediklerini düşünüyor, bunu bile pek önemsemediklerini sanıyorum.Bence bu kottaki kadınlar, cinsel tacizin gündemde olduğu süre içinde yatağa "hayır" deme ediminin ötesinde eylemsiz kalacak ve kendilerini kandırıyormuş gibi yapmayı sürdüreceklerdir. Ve kadının bu durumu, her zaman onun sosyal statüsünün bir göstergesi de değildir. Bütün yaşamsal ilişkileri kişisel yarar üzerine temellenmiş orta-üst gelir gurubundaki öğretimli kadınlar da, benzer durumlarda benzer biçimde davranabilirler.Yarattıkları alan dışında erkeğin yanındaymış gibi yaparlarken, içinde karşısına oturacaklar ve onunla uzlaşma pazarlığına girişeceklerdir. Çoğunlulukla da, bütün bu olaylar yine kadın ruhunda reel, ancak dış dünyada irreel seyredecektir. Kadın, ruhunda, soyut varlığının tamamını kapsayacak yoğunlukta ve gerçek olarak bunları yaşarken, kocasına, sadece kendisine yaşattığı bunca şeyle, kendisini çok utandırdığını söyleyecektir. Ruhlarında derin yarılmalar yaşayan kadınlar, erkeklerinin kendilerine sağladıkları sosyal konumlarından ve kocanın ölümünden sonra almayı ve istedikleri gibi harcamayı düşündükleri maaş ve ikramiyelerden kolayca vazgeçemeyeceklerdir.. hele bu kadar yıl bu erkeği çektikten sonra tam da sona yaklaşmışken.. bu onlara yapılamaz.Kadın, kendi yarattığı zahiri alanda, kendi zihninde kendi ruhunun gereksinimlerine uygun olarak erkekle uzlaşmaktadır. Erkekle yüzyüze oturup, açık açık konuşmadan seyreden bu uzlaşmayı erkek de bilir ve anlar ve sonucundan emindir. Toplumsal bir kimliğe sahip, erişkin kadınların benzer durumlarda nasıl davrandıklarına da, örnekleri az da olsa tanık olmuşuzdur. Erişkin kadınlar, erkeğin yanında yer alarak, taciz suçlamalarına ortak hedef olup, ortak davranış geliştirmezler. Suçun ve sorumluluğun bireysel olduğu gerçeğinden hareketle, hedef olan onunla başa çıkmasını da bilecektir. Geri planda ve sakin kalırlar. Özel yaşamlarında ne düşünüp, erkeğe nasıl davranacakları da sadece kendilerini ilgilendirir. Sonuç olarak, erkeklerini en iyi kendileri tanımaktadır. Ne kendilerini ne de başkalarını kandırma girişiminde bulunurlar. Şimdilerde, yakından tanık olduğum cinsel taciz soruşturmasını anımsıyorum. Belli bir sindirme süresini yaşadıktan sonra, cinsel tacizle suçlanan Bay Prof.'un kolunda fakülteye gelen kadını anımsıyorum. O kadının oda kapımın az ötesinden gözlerini hafif kısarak oyar gibi bana bakışını anımsıyorum. Zihnimde yaşadığım çok yönlü ani dehşeti anımsıyorum. Yaşanan ve bana yaşatılmak istenen durumun boyutları ürkütüyor. O anda yapılacak en doğru işin, kadının uzaklaşmasının hemen ardından, pardösümü giyerek okuldan uzaklaşmak olduğunu düşünüyorum. Binadan çıkmak ağır geliyor. Ertesi sabah, Dekan'ın karşısına oturduğumu ve bir daha benzer bir şey olduğunda,fakülteden ayrılmayacağımı söylediğimi anımsıyorum.Ve kadınlar üzerine sürekli düşünüyorum.
|
|||||||||||||||||||||||||||||
|