Kadınlar
yine mağdur
Medeni
Yasa Tasarısı, Meclis Başkanlığı'na verilişinden 1,5 yıl sonra Meclis
Adalet Komisyonu'nda kabul edildi. Ancak tasarı edinilmiş malların paylaşımı
ile ilgili evli kadınlar arasında ayrımcılık yapması nedeniyle düş kırıklığı
yarattı

Aile yaşamında reform niteliğinde görülen tasarının mal ayrılığı rejimi
ile ilgili maddesinin mevcut evliliklere; evliliğin başlangıç tarihinden
itibaren uygulanmaması, milyonlarca evli kadının emeklerine yapılan büyük
bir haksızlık ve saygısızlık olarak nitelendi Tasarının kadın erkek eşitliğinin
yanısıra edinilmiş mallara katılımda evli kadınlar arasında ayrımcılık
yapmadan çıkması için mücadele veren kadın örgütlerinin tepkisine, Meclis
Adalet Komisyonu'nun kulaklarını tıkaması nedeniyle tam bir 'şok' yaşandı.
Adalet Komisyonu'nun 'ayrımcılık' yaptığı için 'insanlık suçu' işlediğini
bildiren 100 kadın örgütü, tasarıdaki kadınlar aleyhine olan hükümlerin
Meclis Genel Kurulu'nda değiştirilmesini sağlamak üzere bir dizi kampanya
ile sağduyulu milletvekillerini iknaya çalışacaklar. Kadın örgütleri Meclis
Genel Kurulu'nda tasarının Komisyonundan geldiği gibi yasalaşması halinde,
Cumhurbaşkanı Sezer'den yasayı ' veto' etmesini isteyecekler. Sonuç alamazlarsa
CEDAW sözleşmesi uyarınca BM Kadın Hakları Komisyonu'na başvuracaklar.
haberin
devamı...

Anayasa'da
cinsiyet eşitliği şart
Partilerarası Uzlaşma
Komisyonu'nun üzerinde mutabakata vardığı 37 maddeden oluşan Anayasa Değişiklik
Paketi ile ilgili liderlerin uzlaşmaya varmasından sonra kadın örgütleri
de Anayasa değişikliğine ilişkin ortak taleplerini belirlemek için çalışma
başlattılar. Önümüzdeki günlerde ortak bir deklarasyonla taleplerini kamuoyuna
açıklayacak olan kadın örgütleri, Anayasa'da öncelikle kadınla erkeğin
eşit olduğu ilkesinin açık ve net biçimde belirtilerek ve devletin bu
yönde gerekli yasal değişiklikleri yapmakla yükümlü olduğunun somut biçimde
yer almasını istiyorlar. Komisyonda Anayasa'nın 10. maddesinde "Aile,
eşler arasında eşitliğe dayanır'' tümcesini benimsemesi ise tepkiyle karşılandı.
Hukukçu kadınlar, anayasada salt bu bağlamda yapılacak değişikliğin yeterli
olmadığını savunurken 10. maddeye, İsviçre Federal Anayasası'nın; 4'üncü
maddesinde ki gibi 'Kadın ve erkek eşit haklara sahiptir, kanun onların
herşeyden önce ailede, ögrenimde ve işte eşit duruma getirilmesi için
gerekli önlemleri alır. Kadın ve erkek eşdeğerli iş için eşit ücret istemek
hakkına sahiptirler' ifadesinin eklenmesi gerektiğinde ısrarlı olduklarını
söylüyorlar. Ayrıca, Anayasa'da cinsiyet eşitliği ile ilgili hükümlerin
uygulanabilmesi için ise 'Ulusal bir mekanizmaya' gereksinildiğini belirten
kadınlar 'Anayasada devletin, kadınlar için pozitif ayrımcılık/ olumlu
destek politikaları oluşturmaya görevli olduğu hükmünün mutlaka yer alması
gerektiğini savunuyorlar.
haberin
devamı...

Eğitime
destek 8 Eylül'e kaldı
İzmir'de okuma yazma kursunu tamamlayan kadınlara törenle başarı belgelerini
veren Cumhurbaşkanı Eşi Semra Sezer'in öncülük ettiği 'Ulusal Eğitime
Destek Kampanyası'nı 8 Eylül'de Güneydoğu'dan başlatacağı öğrenildi.
haberin
devamı
|
|
Töre
cinayeti için özel yasa
Genelde kadınları
hedef alan namus cinayetlerine 'dur' demek için kadın hukukçular harekete
geçti. Töre cinayetlerinin özel yasa ile önlemesi de gündeme geldi.
haberin
devamı...

"Devlet küçüldü halk büyüdü"
Türkiye'de
ilk kez açılan 1. İzmir Sivil Toplum Kuruluşları Fuarı'nda, üç gün boyunca
örgütler, kendilerini ve devletin sivil topluma bakış açısını sorguladılar.
haberin
devamı...

Bankacılar eylemde
Hükümetin
kamu bankalarını tasfiye kararı alması büyük çoğunluğunu kadınların
oluşturduğu banka çalışanlarını bir anda sokağa döktü. Bankaların kapanması
demek o bankalarda çalışanlar için yaşamın sonu. Çünkü günümüz Türkiyesi'nde
işsiz kalan bir bankacının iş bulması zordan da öte; imkansız.
haberin
devamı...

Yasada
eşit katılım
Toplumun
her kesiminin yaşam savaşı verdiği ülkemizde son günlerde bizler çok farkında
olmasak da hızla birşeyler değişiyor. Sıkıntılardan başımızı kaldırıp
neler oluyor, diye objektif baktığımızda değişim sürecinin gerçekten başladığını
görüyoruz.
Toplum bilimcilerine göre; bu değişim 15-20 yıldır bekleniyordu. Ertelene,
ertelene bugüne gelindi ve toplumda değişim talepleri bir yanardağ gibi
patladı. Politikacıları bilmem ama, toplumun her kesiminden feryatlar
yükseliyor.
yazının
devamı...
|