Türkiye'nin ikinci büyük ilçesi Konak'ın Belediye Başkanı, sığınmaevleriyle ilgili kaygılarını KAzete'ye açıkladı

 

"Kadını feodal şiddetten korumak zor"

Kent kültürü bilincini Òteki Konak'a da taşımak için çeşitli projeler geliştiren Muzaffer Tuncağ, kadın sığınmaevi açma ile ilgili yasa hükmüne belediyelerin hazırlıksız yakalandığını vurguladı

Yeni belediyeler yasasının nüfusu 50 binden çok olan belediyelere sığınmaevi açma zorunluluğu getirmesi birçok belediyenin huzurunu kaçırmadı desek yalan olur. KAzete'nin görüşlerine başvurduğu belediye başkanlarının birçoğu bu evlerin işlevinin ne olacağını henüz kavrayamadıkları için de, kadın danışma merkezlerini, sığınmaevleriyle kçrşştırıyorlar.
Geçmiş dönemlerde Ünşaat Mühendisleri Odası eski Genel Başkanlığı da yaptığı için sivil örgütlenmenin gücünü çok iyi bile Konak Belediye Başkanı Muzaffer Tuncağ'ın ise bu konuda daha birikimli olduğuna tanık olduk.
28 Mart seçimlerinde projelerini bile anlatma fırsatı bulamadan kendisini bir anda CHP'den Konak Belediye Başkanlığı koltuğunda bulan Tuncağ'ın en büyük özlemi ise son zamanların moda deyimi ile Ò…teki' Konak'ı kent kültürü dokusunda bütünleştirmek.Tuncağ, bu yönde bir çok proje geliştirmiş bile.
Bugünlerde ise belki de on yıllardır Üzmir'de oturupta Üzmir'i tanımayan varoşlardaki kadınları gruplar halinde minibüslerle kent turuna çıkarıyor. Her hafta bir grup kadını Üzmir'in her bakımdan gelişmiş Alsancak, Göztepe, Güzelyalı, Hatay gibi semtlerine götürüp Ünciraltı Turkuaz'da çay içirip yemekler yediriyor,. Hiç gemiye metroya binmemiş bu kadınları vapurla Karşıyaka Bostanlı'ya, Bornova'ya götürüp Üzmir'in sadece bulundukları varoşlar olmadığını göstermeye çalışıyor.
Başkan Tuncağ ile makamındaki söyleşimizde belediyecilik anlayışından kadına bakışına kadar bir çok konuya değiniyoruz:
Sivil toplum örgütlerinden gelen biri olarak belediyeciliğe bakışınızı açıklarmısınız?
Sosyal yönü ağır olan daha çok halka açık bir belediyecilik anlayışını yerleştirmek istiyorum. Belediyeyi tek başına hareket eden bir kurum değil, daha çok koordinasyon sağlayan, enerjileri birleştiren bir yer olarak düşünüyoruz. …rneğin bir Kemeraltı projesini, oranın esnafıyla, Kemeraltı Derneği ile birlikte uygulamaya koymaya çalışıyoruz. Yeni yatırımlarımızda genelde kent kültürünü ön plana çıkarmayı düşünüyoruz. Sadece gelişmiş yörelerde değil, daha çok ihmal edilmiş yörelerde bu kent kültürünün yerleşmesini sağlamayı hedefliyoruz. Üki Üzmir'i mümkün olduğunca birleştirerek kent kültürü parçası yapacak bir siyaset anlayışını benimsiyoruz. Bunun ilk örneğini de kısa sürede Gültepe dügün salonunu yenileyip, kültürel etkinliklere de açık hale getirerek vermeye çalıştık. …rneğin önümüzdeki ay Eskiizmir semtinde şenlik havasında konserler düzenleyeceğiz. Buna benzer etkinlikleri ihmal edilmiş yöüzde y'ygınlaştıracağız.
Türkiye'nin ikinci büyük ilçesi Konak'ta yaygın olan gecekondulaşma, alan ve nüfus olarak bölgenin ne kadarını kapsıyor?
Nüfus olarak yüzde 50 ama, alan olarak daha fazla gecekondulaşma var. Varoşlarda sağlıksız, gelişigüzel kentleşme; yapıyı düzeltilemeyecek hale sokmuş. Buralarda metrekare yoğun nüfus yok ama yaygın bir alan var ve tabi büyük sorunlarda var.. …teki Konak yani..
Evet Ò…teki Konak' ama geri kalan ÒDiğer Konak'ta da sorunlar var. Alsancak başlı başına sorunlar demeti. Göztepe öyle.. Her yerin değişik sorunları var. Her semt farklı yapıda, bu bir sorun ama ona paralel bir de gelir kaynakları yok. Bizim kafamızda olan düzeltmeleri, düzenleme hareketlerini yapacak kaynaklar sınırlı.. Gerek eleman gerek ekipman yönünden çok dikkatli gitmek lazım.
Konak'ta heyelan bölgeleri de var..
Var ama artı kamulaştırma gerekiyor. Kamulaştırmada bizim için bir sorun özellikle bilirkişi meselesini biz tam aşamıyoruz. Bunları bir şekilde aşacağız. Karabağlar'da yol açma, bir takım yolları büyütme çalışmalarımız var. Bunların bir kısmı Büyükşehir Belediyesi ile yapabileceğimiz projeler çünkü, tek başına bizim üstesinden geleceğimiz işler değil.
…ncelikle hangi projelere ağırlık vermeyi düşünüyorsunuz?
Sosyal projeleri ilk başta gerçekleştirmek istiyoruz. Birincisi; Eski izmir'deki ‚amaşırhane'nin yanına bir sağlık birimi, okuma yazma, kadınların gençlerin eğitimi, psikolojik destek gibi çalışmaların yapılabileceği mekanlar açmak ve Ühtiyaç duyulan başka yörede bir tane daha çamaşırhane projesini bütün unsurlarıyla hayata geçirmek. Ükincisi Kemeraltı projemiz çok önemli. Ayrıca Altınpark'ta tarihi çerçevede eski binamızı düzeltmek ve Gültepe'de yol projemiz ile ilgili çalışmalarımız var..
Başkanım, size kolaylıklar dileriz, gerçekten işiniz zor. Kendi konumuza döneyim; Türkiye'de kadının konumunu nasıl değerlendiriyor sunuz?

Kadının konumu çok ilginç... Kadının durumu Türkiye'de ki feodaliteyi yansıtıyor. Bana göre çelişmeli bir durum var. Bir yandan Atatürk devrimleriyle gelen Cumhuriyetin getirdiği büyük bir katkı var. Gerçekten dünyada eşine ender rastlanan bir durumu var kadının. Fakat bu nerede? Ankara, Üstanbul, Üzmir'de, belki de birkaç büyük kentimizde kadın öğretim üyesi, avukat, mimar, doktor sayısı Avrupa standartlarının üstünde. …zellikle de kadın öğretim üyemiz çok yüksek. Ben şimdi bizim orkestraya bakıyorum ner0edeyse tamamı kadınlardan olacak. Bunlar tabi olumlu noktalar ama nereye kadar? Trabzon'dan Adana'ya çizilen sınırın batı tarafında kalanlar. Diğer tarafı ise çok feci. Okuma yazma oranı, kadınların sosyal hayata katkısı, çok eşli evlilikler, törelerden gelen b.askılar, ancak bir feodal toplumda görülen olgular. Bunların aynı şekilde yansıması maalesef kentlere de gelmiş durumda. Bunu şimdi net olarak Konak ilçesinde de görüyoruz. Ülçemizde yapılan bir araştırmada halen 70 bin okuma yazma bilmeyen var.
Kaç yıldır da uğraş veriliyor, okuma yazma bilmeyen kadın kalmasın diye...
Okuma yazma dediğimiz zaman sadece kadının okuma yazma öğrenmesi değil, o okuma yazma süreçlerini devam ettirmesi önemli. Biz çamaşırhane projesi dediğimiz zaman kadınlar hem gelip çamaşırlarını yıkatsın, hemde bu sürede çamaşırhanenin yanındaki okuma yazma bölümünde Kazete, dergi ve kitapları karıştırsın, magazinde olsa günlük gazeteleri okusun. O okuma alışkanlığını derinleştirsin. Kursta öğrendiği okuma yazmayı kullanmazsa, işe yaramıyor sadece otobüsün numarasını ezberleyebiliyor. …ğrenmenin yanında eğitimde olursa işe yarayacak. Okumayı sürdürmesi lazım. Belki ilk değil ama ‚amaşırhane projesi bu bakımdan çok önemli.


 





 


 

Eşitlik Komisyonu kuruldu
AKP'li Serpil Yıldız ile söyleşi
Aile mahkemeleri yetersiz
Kazete- Mazete
Avrupa'da töre alarmı
DİSK'te kadına geçit yok
Basına "vergi" sansürü

 

 

Piriştina' nın ardından
BERRİN G. DELİKÇİ

Her kadının içinde kötü bir yan var mıdır ?
SEDA KAYA GÜLER
Sığınak!Ama nasıl bir sığınak?
HÜLYA GÜLBAHAR
Ev kadınlığı meslek midir?
Leyla PERVİZAT
Kırgızistan'a veda...
HURİYE ŞÜKRAN KURUOĞLU
Erkek Dediğin...
Hikmet Saim

 

 


Kadınlar çamaşırhaneye alıştı mı, iyi çalışıyor mu?
Günde ortalama 30 kişi geliyor. Sanayi tipi altı adet makina var. Delikli torbalar var, herkesin çamaşırı onun içine konuyor,ilaçlanıyor, herhangi bir hastalık bulaşmasın diye. Akşamda yıkanmış çamaşırını gelip alıyor. Talep çok olduğu için herkes yararlansın diye, ancak ayda bir kez sıra verebiliyoruz. Ayda 850- 1000 kişiye hizmet verebiliyoruz. ‚amaşırhane sadece Eskiizmir'de olmasına rağmen Limontepe'den bile gelenler var. Deterjanlarını da biz veriyoruz, hiçbir ücret talebinde bulunmuyoruz. Eğer sponsor bulabilirsek bu çamaşırhaneleri yaygınlaştırmak istiyoruz. Deterjan firmaları pekala sponsor olabilir ama Òo kitle bizim kitlemiz değil', diyorlar. Açıkça biz de bu konuya daha derinleşemedik. Kadifekale civarında da büyükçe bir yer arıyoruz.
Kaç çamaşırhane açmayı düşünüyorsunuz?


Sayı vermem mümkün değil. Tek tek, adım adım gidelim istiyoruz. Ekonomik bir olay çünkü nereden baksanız 200-300 milyarlık yatırım. Bunlar çoğaldıkça bir takım destekler bulunabileceğine inanıyorum.
Türkiye'de kadının sorunu çok fazla. Siz en önemli üç sorunu nasıl sıralarsınız?
Kadının en önemli birincil sorunu bence aile içi şiddet. Ükincisi ise çifte evlilikler, yani nikahsız yaşama, kumalık, üçüncüsü ise çok çocukluluk, aile planlaması yapamamak en önemli sorunlar. Tabii diğer sosyal hayattan kopukluk, kentlerde, özellikle çok çoçuk yapmaya bağlı. Feodal çevrenin dışını çıkamama, feodal sömürü zincirinin ağır baskılı bir parçası olarak hayatını sürdürme, bütün bunların yan ürünü ama, bunların en ağırı kadınların da sert tepki gösterdiği aile içi şiddet. O da toplumda kocanın yerini bulamaması, toplumdaki kritik ve hassas durumu, o şiddeti aileye ve de özellikle kadına yöneltiyor. Koca toplum içinde yaşandığı olumsuz durumların yol açtığı patlamayı, aile içine taşıyor. Ve orada çok büyük sorunlar yaşanıyor.
Sivil Toplum …rgütlerinden gelen ve Yerel Gündem 21 çalışmalarına önemli katkılar koyan belediye başkanı olarak, mutlaka kadın konusuna, kadın çalışmalarına ağırlık vereceksiniz. Kadınlar için öncelikle neleri yapmayı hedefliyorsunuz?
Az önce söz ettiğim gibi, kadınların biraraya gelebilecekleri semt merkezleri ya da danışma merkezleri diyelim ona, sığınmaevleri gibi bir proje ama buna hazırlanmamız lazım. Geçen gün bir tartışma geçti; sığınmaevleri konusunda.. Sığınmaevleri iyi bir proje ama buraya gelen derneklere vakıflara şunu söyledim: Bizim hazırlanmamız lazım, pat diye olabilecek birşey değil. Bizim bir alt yapı yapmamız lazım. Alt yapı yapmadan bu işe girersek bu iş yarım kalır veya, söner, ölür. O yüzden bu semt merkezlerinde yapılacak çalışmalar açıkçası siyasi çalışma bunlar- eğer feodal yapıyı hedeflemiyorsa başarıya ulaşamaz. Onu kırması lazım. Bu insanları Atatürk Cumhuriyetçiliğine getirmek lazım. Bu işin dönüm noktası o . Bugün türbanın bile bir özgürlük olarak tartışıldığı bir ortamda, Türkiye çok kısıtlayıcı özellikle de kadını kısıtlayıcı ve özgürlüğünü alıcı bir yöne gidiyor.
Böyle bir tartışmanın olduğu günlerde sığınmaevleri gibi çok ileri olan yapılanmayı AKP gibi bir parti gündeme getirdi. Bir yandan türban tartışılırken diğer yandan AKP'nin sığınmaevlerini günmede getirmesini nasıl karşılıyorsunuz?
AKP biraz da şöyle, bütünsel bir yapısı olmamasından böyle davranıyor olabilir. …zellikle bu önergeyi veren bayan milletvekili AKP'deki ana çizginin biraz dışında. Bu bayan arkadaşlar, özgürlüğü, gerçekten kadının erkekten daha çok özgürleşmesi, kendi başına hareket etmesi olarak kavrıyorlar. Sığınmaevi meselesi de herhalde onlarında tanık olduğu şiddete maruz kadını o ortamdan kurtarma içgüdüsüyle yapılıyor. O anlamda olumlu birşey. Fakat bunun sadece belediyelere yüklenmesi hatalı bence. Feodal bir bağ olduğu için bunu göremiyor. Burada bir şiddet unsuru var. Şiddet unsurunu sadece belediyenin bir sığınmaevi ile kurtarması mümkün değil. Bunu korumaya alacak güvenlik kalkanı olması lazım. Bu eve bir şiddet saldırısı, şiddetli müdahale olduğu zaman belediye kendini nasıl koruyacak. Koruyucu mekanizması yok. Güvenlik kalkanı yok.
Yönetmelikte onun nasıl olacağı sanırım netleşecek... Sizin genel olarak sığınmaevlerine bakışınızı almak istiyorum. Avrupa'da genelde bu yerel yönetimlerin görevi . Bizde de 1580 Sayılı eski belediyeler yasasının 15. maddesinin 2. fıkrasının 48.bendi, belediyelere bu konuda yetkiyi veriyordu ama hiçbir Belediye bu yetkiyi kullanmadı.
Avrupa ile Türkiye'nin farkı şu: Avrupa'da da kadına baskı var, şiddet var ama. feodal değil. Feodal şiddet başka, işin feodal ayağı başka. Orada gelip öldürme olayı belki çok az vardır da, sadece dayak ve kötü davranışlar, oradaki şiddet tanımını, bizimkine göre daha değişik kılar. Orada belki yalnız kalmış, itilmiş kadınların gidip bir süre için geçici destek alacağı yerler olarak ortaya çıkıyor sığınmaevleri. Oradaki sığınmaevini dışa karşı koruma olarak zannetmiyorum. Normal bir tedavi merkezi gibi, psikolojik destek, belki maddi destek gibi düşünüyorum.
Yurt dışındaki sığınmaevleri şiddet gören kadının tamamen sığınacağı bir nokta...
Tabii ya tek başına gidip kaldığı güvenli olduğu bir ev. Orada geçici olarak kalacak, psikolojik destek verilecek kendisine iş bulunacak bir yer. Ama Türkiye'nin farklı..
Peki siz Türkiye için nasıl bir sığınmaevi düşünüyorsunuz?
Bu konuda uzman olmadığım için benim bazı kaygı ve düşüncelerim var;. sadece bizim açabileceğimiz sığınmaevlerine, kadınlar çocuklarıyla beraber geldiği zaman durumu ne olacak. Ailesinden ne kadar kopabilecek? Bir süre sonra evden kendi gitmek istiyor, ne kadar psikolojik destekde versen göğüsleyemiyor. Feodal bağ ağır basıyor. Burada vereceğiniz eğitim ve psikolojik desteğin niteliği Avrupa'dakinden biraz farklı, diye düşünüyorum.
Ben genelde şöyle bakıyorum : Belediye başkanlarımızın çoğunluğu erkek, ve bu konuya bakışları da biraz çekinceli?
Kadınlar bu konuda daha hassas ve bizlerden farklı bakabiliyorlar, ama benim esas duyduğum sıkıntı belediyelerin buna hazırlanmadan yakalanmaları. Bu hazırlık sadece kişiler bazında olamaz. Türkiye çapında yapılan sığınmaevi eylemi için Vakıf'tan gelen arkadaşlar bana, bu işi bizle yapın, hatta bize teslim edin, siz bilmiyorsunuz, bilmemenizde normal ama sadece sorumluluğu alın gerisini bize bırakın, şartları sağlayın, dediler. Bu o kadar kolay birşey değil. Nereden bakarsanız bakın bu işin sorumluluğu belediyeye gelir. Dıştan bir müdahale oldu, kimse bunun sorumlusu Vakıf demez. Ühmal oldu, gevşek davrandı demez. Konak Belediyesi'nin Sığınmaevi gevşeklikten dolayı saldırıya uğradı, şöyle olay oldu diye yansır. Sorumluluğunu açığa alamayız. Bu yapıyı da oluşturacak olan zamana da ihtiyacımız olduğunu söyledim. Ve onlara dedim ki, Vakıf adına geliyorsunuz ama, sizin dışınızda birçok kadın örgütlenmesi daha var. O yüzden bu işi şununla yapalım diye belediyenin karar vereceği birşeyi yok. Bu bir süreçtir. Birtakım noktalarda kendi mahalle ile temasımızı gerçekleştirilem. Bu semt merkezi demektir, danışma merkezi demektir, dayanışma merkezi demektir, eğitim merkezi demektir. Üsmi önemli değil. burada kadınların biraraya gelip belediyemize güvenerek belediyemizin sosyal faaliyetlerine katılmayı kendiliklerinden isteyerek, sıkıntılarını bize yansıtmaya başlayarak bir süreci devam ettirebilirsek zaten ben inanıyorum ki sonunda da biz orada böyle bir sığınmaevini tartışa tartışa nasıl yapacağımızı şekillerdiririz ve o zaman destek alırız. Bence bu süreci yaşamamız lazım. Süreci yaşamadan kuracağınız sığınmaevinin kalıcı kurumsallaşamayacağını düşünüyorum. Avrupa'daki gibi 7 bin 500 kadın için bir sığınmaevi dediğimiz zaman Konak'ın 90 tane sığınmaevi kurması lazım ki bu da gerçek değil. Şu anda bir tane kursak bile başarıdır. Biz bu alanları da yaratmaya çalışıyoruz.
Son olarak kadınlara bir mesajınız var mı?
Kadınlarımız ailenin temel birimi, onlarla kuracağımız sağlam bağlar sadece belediye için değil, toplum için yararlı olacaktır, toplumun ilerlemesini sağlayacaktır. Kadın geliştikçe, ailenin, toplumun kente katılım süreçlerini hızlandırıcaktır. Bizler CHP'liyiz, Atatürkçüyüz, laikiz. Türkiye'nin bu yönde ilerlemesi gerekir. Bu bilinçle sizler toplumu kurtaracaksınız, kendinizi kurtaracaksınız, daha ileri özgürleşme düzeyine varacaksınız, kentinize ülkenize sahip çıkacaksınız mesajını vermeniz lazım. ‚ocuklarınızı bu bilinçle yetiştirmeniz lazım. Kolay değil önümüzde feodal barikatlar var. kadının bunları aşması gerekiyor.